Evlilikte başarı, yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktır.
Foster Wood

SİVAS MADIMAK KALİAMINI ANIYORUZ

 

Bu amaçla düzenlediğimiz anma etkinliğine katılmak üzere 7 Temmuz 2013 Pazar günü saat 13:00’te derneğimize bekliyoruz.

Saygılar,

Kanada Alevi Kültür Merkezi
Yönetim Kurulu

 

sivas1

 

Sahabat Akkiraz & Mustafa Özarslan Konseri

 


Posterin daha büyük boyutu için lütfen üzerine tıklayın.






Tarih : 25 Mayıs 2013 Cumartesi
Saat : 19:00
Yer : 4000 Steeles Avenue West
Toronto, ON



Biletler kültür merkezimizden temin edilebilir.

 

TÜRKİYE’DE ASİMİLASYON, İSVİÇRE’DE TANIMA

 

Basel Parlamentosu 17.10.2012 tarihinde, Aleviliğin “İnanç Topluluğu” olarak tanınmasını talep eden yasa tasarısını kabul ederek onayladı. Böylece Alevilik İsviçre- Basel Kantonu Parlamentosunda, Kanton Anayasa`sının 133. Maddesinin sunduğu hukuksal hakka dayanılarak tanındı.

Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’nin birlikte sunduğu ortak yasa tasarısı, Basel Kantonu Parlamentosunda ele alındı. Parlamentoda bulunan sol, sosyal demokrat, yeşiller, muhafazakâr, sağ, liberal partilerin seçilmiş temsilcileri Aleviliğin resmen bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesini hedefleyen gündemi “önemli” bir konu olarak ele alındı.

Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne ilişkin evrensel hukukun referansları dikkate alınarak sürdürülen tartışmalarda,  İsviçre’de yaşayan Alevilerin inançsal kimliği olan Alevilik, inanç özgürlüğü ve insan hakların hukuku açısından bir hak olarak değerlendirilip, yerel hukuk çerçevesinde kabul edildi.

 

BÜYÜK ÇOĞUNLUK ALEVİLİĞE VE DOLAYSIYLA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNE EVET DEDİ

Basel Kantonu parlamentosunda yapılan tartışmalar ve değerlendirmelerin ardından yapılan oylamada, 68 parlamenter EVET, 1 parlamenter HAYIR ve 13 parlamenter ÇEKİMSER oy kullanarak, Aleviliği resmi bir “inanç topluluğu” olarak resmen tanıdı. Böylece Avrupa ülkelerinde, Danimarka, Avusturya, Almanya, İngiltere ve bazı ülkelerde Aleviliğin bir inanç topluluğu olarak tanınması, okullarda Alevilik derslerinin verilmesinin ardından, şimdi İsviçre’de Basel kantonu parlamentosu tarafından, Alevilik resmen bir inanç olarak ve Alevilerde bir inanç topluluğu olarak kabul edildi. Parlamento, Aleviliği Anadolu’da yaşayan farklı sosyal grupların bir üst kimliği olarak değerlendirip, Anadolu’ya özgü, kendi başına bağımsız bir inanç topluluğu olarak kabul etti.

Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’nin sunduğu yasa tasarısının onaylanmasıyla birlikte, İsviçre tarihinde bir ilk yaşanarak, Alevilik, Hıristiyan olmayan inançlar arasında Yahudilikten sonraki ilk resmi inanç ve topluluk olarak tanınmış oldu. Basel Parlamentosu üyeleri aldıkları bu tarihi kararın ardından, ayrıca Aleviliğin tanınması için çaba sarf eden Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’ni çalışmalarından dolayı kutladı ayrıca birçok Parlamenterde yaptıkları konuşmalarda bu iki kurumuma övgülerde bulundu.

 

TÜRKİYE’DE İNKÂR SÜRERKEN, AVRUPA’DA ALEVİLİK TANINMAYA DEVAM EDİYOR
Türkiye’de AKP’nin Alevi açılımı ve çalıştayları ile başladığı asimilasyon ve inkâr sürerken, İsviçre Aleviliği resmen tanıdı. Bu tanıma aynı zamanda, din, vicdan ve inanç özgürlüğü ekseninde sunulan tüm haklardan, İsviçreli Alevilerin eşit şekilde yararlanma hakkını da birlikte getirmektedir. Böylece Türkiye’deki hukuksal ve zihinsel yasağın ve yok saymanın aksine, İsviçre’de cemevleri resmi ibadet yeri ve cem ise bir ibadet şekli olarak kabul edilmiştir.

İsviçreli Aleviler, Türkiye’de zorlandığı ve dayatıldığı şekliyle cenaze erkânlarını camilerde değil, aksine kendi cemevlerinde ve Alevi erkânına göre düzenleyecektir. Alevilerin İsviçre okullarında yakın zamanda kendilerinin hazırladığı müfredatla, Alevilik dersleri vermesinin de önü açılmıştır.

Aleviliğin, doğduğu Anadolu topraklarında halen yasaklı olması, ayrımcılığa, inkâra ve asimilasyona maruz bırakılmış olma hali devam ederken, İsviçre’de ve göçmenlik koşullarında, Alevilik inancının resmen tanınması ise, İsviçre’de yaşayan Aleviler tarafından “İsviçre’nin Türkiye’ye, demokrasi ve insan hakları dersi verdiği” şeklinde yorumlandı.

 

AKP VE TBMM İSVİÇRE’Yİ ÖRNEK ALMALI

Alevilik, Alevilerin ibadeti olan cem ve ibadet yerleri olan cemevi, Türkiye’de hem resmi hem de zihniyet olarak kabul edilmemektedir. Kabul edildiği sanılan ve kısmen de zorunlu din dersleri içinde bütünleşmiş anlatımlarda yer alan Alevilik tanımı ise, Alevilikle hiçbir ilişkisi ve teolojik bağı olamayan asimilasyon amaçlı resmi görüşten ibarettir. Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da yaşayan Aleviler, AKP hükümetinin ve Diyanetin Alevileri Sünnileştirmek ve asimilasyona maruz tutmak için savunduğu Alevilik tanımını asla kabul etmez ve ciddiye almaz.

Türkiye’de ve Avrupa sayıları 20 milyon civarında olan Alevilerin ve inançlarının Türkiye’deki varlığı ayrımcılığa maruz kalmakta ve inkâr edilmektedir. İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde Aleviliği ve dolaysıyla Alevilerin bağımsız bir inanç toplumu olarak kabul edilmesi sürerken,  Başbakan Alevilerin ibadet yerine “ucube” diyebiliyor, diyanet başkanı, TBMM ve Yargı Alevileri cemevini yok sayıp, camiye davet edebiliyor. Zorunlu din derslerinin hukuka aykırılığı devam ederken, hukuk dışı adımlarla zorunlu seçmeli Kuran dersleriyle asimilasyona ve Alevi çocukları üzerindeki sürmekte olan okul baskısına yeni baskı zeminleri hazırlanıyor.  Okul baskısının yanı sıra, mahalle ve ramazan ayı baskılarıyla Malatya-Sürgü’de bir Alevi aileye karşı sürdürülmüş ve halen yargı ile sürdürülen linç girişimi devam etmektedir.

İsviçre ve Avrupa’da Aleviler ve Alevi inancı tanınırken, AKP’nin ayrımcılık ve nefret dili üzerinden inşa ettiği siyaset dili, Sünni çoğunluğun Alevilere yönelik olumsuz önyargısını besliyor. İsviçre Basel parlamento üyeleri Alevi kurumlarını takdir ederken, övgüler sunarken,  Türkiye’de Alevilerin evleri işaretleniyor. AKP Sünnilik eksenindeki mezhepçi politikaları, Suriye’ye ilişkin şiddet ve savaş politikası Anadolu’da yaşayan Alevilere yönelik linçe dönüşüyor. Almanya ve İngiltere’de devlet okullarında Alevilik dersleri verilirken, Türkiye’de devlet okullarındaki derslerde Alevilerin asimilasyonu hedefleniyor.

 

SONUÇ OLARAK

İsviçre-Basel Kantonu kararı, inanç özgürlüğüne karşı tüm zihniyetlere ve hükümetlere mesaj niteliği taşımaktadır. Bu mesajın öncelikle AKP tarafından iyi okunması gerekir. Türkiye’de Alevilere yönelik inkârın devam ettiği bir süreçte, Almanya ve İngiltere’de Alevilik derslerinin kamu okullarında verilmeye başlamıştır. Danimarka ve Avusturya’da Alevilik inancına haklar verilmesi, İsviçre-Basel’de Aleviliğin bağımsız bir inanç topluluğu olarak tanınması ve en önemlisi Alevi kimliğinin küresel ölçekte meşruluk kazanması, AB ve birçok uluslar arası insan hakları belgesinde yer almasını sağlamak, Alevi hareketinin mücadelesi sayesinde gerçekleşmiştir.

Basel’de Aleviliğin resmen tanıması, Alevilerin birliğine, bütünleşmesine katkı sunacak ve küresel ölçekte örgütlü bir güç olmasında vesile olacaktır. Basel kararı,  Aleviliğin ve Alevilerin İsviçre’de tanınırlığına ve muhatap toplum olarak kabul görmesine hizmet edecektir. Aleviliğin İsviçre’de resmen tanınmasını sağlayan Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği yöneticilerine, üyelerine ve bu tarihi kararın çıkmasına EVET oyu vererek çıkmasını sağlayan Basel Parlamentosunun değerli Parlamenterlerine teşekkür ederim.

 

Turan ESER

 

Unutmadık ... Unutmayacağız ...

Tarih 93, Temmuz’un 2’si,
Can pazarı Sivas,
Elim,yüzüm kan içinde,
Gözlerim yırtılacak gibi,
Yüreğimde korkunç bir çığlık…
Kelime-i şahadet sesleri her dilde,
Bir taraftan Azrail’in eli kolu bağlı,
Çaresiz, takatsiz,
Alıyor canları isteksiz.
Camilere ulaşıyor 37 canın çığlıkları,
Acıyor tanrının içi,
37 kez ölüyor insanlık üst üste,
37 damla yaş gözlerde,
Hüzünlü bir öğlen sonrası her şey…
Tanrı şahidimdir; utandı Muhammed,
Kahroldu Pir Sultan,
Anka dirilmek istemedi bu sefer.
Kabe’de durmuş,
Dönmüyor insanlık etrafında,
Bakma Konya’da dönene,
Kahrından dönüyor Mevlana,
10 bin katilin tövbesini ediyor tanrıya,
Zikrinde 37 canın…
Ne dilim varıyor isimlerini saymaya,
Nede hatırlamaya yüreğim…
Halbuki;
Hasret’in sesi hala kulağımda,
Güzeldi, dalardım yüzüne;
O düzgün sakalı,
Bilge duruşlu gözlüğü ile,
Hele elinde sazı,kapanırken gözleri…
Ya Nesimi?
O olmamışıydı Pir Sultana ses,
O kulaklarda eski bir ezgi,
O değimliydi içimizdeki son nefes…
Şimdi bende ölmek istiyorum,
Yüreğim kadar yanmak,
37 can kadar mağrur ve zamansız…
Ölmek istiyorum bir öğlen sonrası,
Kerbela’da Hüseyin,
Hasan olmak istiyorum…
İstiyorum,
Yezidim olsun Sivaslılar,
Sebebim olsun…
Ölünce;
Her Sivas’ın gün batımında,
Her türkünün en güzel nakaratında,
En çokta Pir Sultanın duasında,
Anılmak istiyorum ben;
Zamansız ve onurlu her gidişte…
Şimdi ölme değil,
Yaşatma,
Şimdi yanma değil,
Yeşertme,
Türkülerle yürüme,
İnançla koşma zamanıdır dostlar…
Şimdi insanca yaşam için savaşırken,
37 canı diriltme zamanıdır …
Onurlu ölümleri onurlu yaşamlarla,
Onurlu dünleri onurlu yarınlarla,
Yad etme,
Kutsama günüdür dostlar…
sivas1993

Tarih 93, Temmuz’un 2’si,
Can pazarı Sivas,
Elim,yüzüm kan içinde,
Gözlerim yırtılacak gibi,
Yüreğimde korkunç bir çığlık…
Kelime-i şahadet sesleri her dilde,
Bir taraftan Azrail’in eli kolu bağlı,
Çaresiz, takatsiz,
Alıyor canları isteksiz.
Camilere ulaşıyor 37 canın çığlıkları,
Acıyor tanrının içi,
37 kez ölüyor insanlık üst üste,
37 damla yaş gözlerde,
Hüzünlü bir öğlen sonrası her şey…
Tanrı şahidimdir; utandı Muhammed,
Kahroldu Pir Sultan,
Anka dirilmek istemedi bu sefer.
Kabe’de durmuş,
Dönmüyor insanlık etrafında,
Bakma Konya’da dönene,
Kahrından dönüyor Mevlana,
10 bin katilin tövbesini ediyor tanrıya,
Zikrinde 37 canın…
Ne dilim varıyor isimlerini saymaya,
Ne de hatırlamaya yüreğim…
Halbuki;Hasret’in sesi hala kulağımda,
Güzeldi, dalardım yüzüne;
O düzgün sakalı,
Bilge duruşlu gözlüğü ile,
Hele elinde sazı,kapanırken gözleri…
Ya Nesimi?
O olmamışıydı Pir Sultana ses,
O kulaklarda eski bir ezgi,
O değimliydi içimizdeki son nefes…
Şimdi bende ölmek istiyorum,
Yüreğim kadar yanmak,
37 can kadar mağrur ve zamansız…
Ölmek istiyorum bir öğlen sonrası,
Kerbela’da Hüseyin,
Hasan olmak istiyorum…
İstiyorum,
Yezidim olsun Sivaslılar,
Sebebim olsun…
Ölünce;
Her Sivas’ın gün batımında
,Her türkünün en güzel nakaratında,
En çokta Pir Sultanın duasında,
Anılmak istiyorum ben;
Zamansız ve onurlu her gidişte…
Şimdi ölme değil,
Yaşatma,
Şimdi yanma değil,
Yeşertme,
Türkülerle yürüme,
İnançla koşma zamanıdır dostlar…
Şimdi insanca yaşam için savaşırken,
37 canı diriltme zamanıdır …
Onurlu ölümleri onurlu yaşamlarla,
Onurlu dünleri onurlu yarınlarla,
Yad etme,
Kutsama günüdür dostlar…
 

SİVAS‘I UNUTMAK İHANETTİR, UNUTURSANIZ YENİDEN YAŞATIRLAR

Sade yurttaşlara, ‘2 Temmuz 1993 tarihi size ne hatırlatıyor?’ diye sorduğumuzda, eğer %90 oranında “Sivas Madımak Katliam’ı” cevabı alamıyorsak, ülkemiz yurttaşlarını, katliamlara karşı yeteri kadar duyarlı hale getiremediğimizdendir.

Katliamlara karşı duruş, başlı başına duruş, başlı başına sadece yurttaşların görevi değil midir? Asla değildir. Devlet de yurttaşlarının can ve mal güvenliğini korumak görevi nedeni ile katliamlara karşı olduğunu göstermek ve yurttaşlarını bilinçlendirmek görevini yerine getirmek durumundadır. Devletin görevlileri katliam yaparsa, desteklerse, organize ederse veya katliam yapanları korur ve kollarsa, yurttaş ne yapacaktır? Buna birçok yanıt verilebilir. Ancak biz çözümün bilinçli, örgütlü ve demokratik bir toplum yaratmaktan geçtiğini düşünmekteyiz.

Bu amaçla düzenlediğimiz anma etkinliğine katılmak üzere 1 Temmuz 2012 Pazar günü saat 13:00’te derneğimize bekliyoruz.

Saygılar,

Kanada Alevi Kültür Merkezi
Yönetim Kurulu