İnancı için ölen insan ölmüş sayılmaz. Tarih, gelecek için kavga verip, yitmiş bile olsa, insanlık uğruna vuruşanları asla unutmaz.
Şeyh Bedrettin

TÜRKİYE’DE ASİMİLASYON, İSVİÇRE’DE TANIMA

 

Basel Parlamentosu 17.10.2012 tarihinde, Aleviliğin “İnanç Topluluğu” olarak tanınmasını talep eden yasa tasarısını kabul ederek onayladı. Böylece Alevilik İsviçre- Basel Kantonu Parlamentosunda, Kanton Anayasa`sının 133. Maddesinin sunduğu hukuksal hakka dayanılarak tanındı.

Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’nin birlikte sunduğu ortak yasa tasarısı, Basel Kantonu Parlamentosunda ele alındı. Parlamentoda bulunan sol, sosyal demokrat, yeşiller, muhafazakâr, sağ, liberal partilerin seçilmiş temsilcileri Aleviliğin resmen bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesini hedefleyen gündemi “önemli” bir konu olarak ele alındı.

Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne ilişkin evrensel hukukun referansları dikkate alınarak sürdürülen tartışmalarda,  İsviçre’de yaşayan Alevilerin inançsal kimliği olan Alevilik, inanç özgürlüğü ve insan hakların hukuku açısından bir hak olarak değerlendirilip, yerel hukuk çerçevesinde kabul edildi.

 

BÜYÜK ÇOĞUNLUK ALEVİLİĞE VE DOLAYSIYLA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNE EVET DEDİ

Basel Kantonu parlamentosunda yapılan tartışmalar ve değerlendirmelerin ardından yapılan oylamada, 68 parlamenter EVET, 1 parlamenter HAYIR ve 13 parlamenter ÇEKİMSER oy kullanarak, Aleviliği resmi bir “inanç topluluğu” olarak resmen tanıdı. Böylece Avrupa ülkelerinde, Danimarka, Avusturya, Almanya, İngiltere ve bazı ülkelerde Aleviliğin bir inanç topluluğu olarak tanınması, okullarda Alevilik derslerinin verilmesinin ardından, şimdi İsviçre’de Basel kantonu parlamentosu tarafından, Alevilik resmen bir inanç olarak ve Alevilerde bir inanç topluluğu olarak kabul edildi. Parlamento, Aleviliği Anadolu’da yaşayan farklı sosyal grupların bir üst kimliği olarak değerlendirip, Anadolu’ya özgü, kendi başına bağımsız bir inanç topluluğu olarak kabul etti.

Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’nin sunduğu yasa tasarısının onaylanmasıyla birlikte, İsviçre tarihinde bir ilk yaşanarak, Alevilik, Hıristiyan olmayan inançlar arasında Yahudilikten sonraki ilk resmi inanç ve topluluk olarak tanınmış oldu. Basel Parlamentosu üyeleri aldıkları bu tarihi kararın ardından, ayrıca Aleviliğin tanınması için çaba sarf eden Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği’ni çalışmalarından dolayı kutladı ayrıca birçok Parlamenterde yaptıkları konuşmalarda bu iki kurumuma övgülerde bulundu.

 

TÜRKİYE’DE İNKÂR SÜRERKEN, AVRUPA’DA ALEVİLİK TANINMAYA DEVAM EDİYOR
Türkiye’de AKP’nin Alevi açılımı ve çalıştayları ile başladığı asimilasyon ve inkâr sürerken, İsviçre Aleviliği resmen tanıdı. Bu tanıma aynı zamanda, din, vicdan ve inanç özgürlüğü ekseninde sunulan tüm haklardan, İsviçreli Alevilerin eşit şekilde yararlanma hakkını da birlikte getirmektedir. Böylece Türkiye’deki hukuksal ve zihinsel yasağın ve yok saymanın aksine, İsviçre’de cemevleri resmi ibadet yeri ve cem ise bir ibadet şekli olarak kabul edilmiştir.

İsviçreli Aleviler, Türkiye’de zorlandığı ve dayatıldığı şekliyle cenaze erkânlarını camilerde değil, aksine kendi cemevlerinde ve Alevi erkânına göre düzenleyecektir. Alevilerin İsviçre okullarında yakın zamanda kendilerinin hazırladığı müfredatla, Alevilik dersleri vermesinin de önü açılmıştır.

Aleviliğin, doğduğu Anadolu topraklarında halen yasaklı olması, ayrımcılığa, inkâra ve asimilasyona maruz bırakılmış olma hali devam ederken, İsviçre’de ve göçmenlik koşullarında, Alevilik inancının resmen tanınması ise, İsviçre’de yaşayan Aleviler tarafından “İsviçre’nin Türkiye’ye, demokrasi ve insan hakları dersi verdiği” şeklinde yorumlandı.

 

AKP VE TBMM İSVİÇRE’Yİ ÖRNEK ALMALI

Alevilik, Alevilerin ibadeti olan cem ve ibadet yerleri olan cemevi, Türkiye’de hem resmi hem de zihniyet olarak kabul edilmemektedir. Kabul edildiği sanılan ve kısmen de zorunlu din dersleri içinde bütünleşmiş anlatımlarda yer alan Alevilik tanımı ise, Alevilikle hiçbir ilişkisi ve teolojik bağı olamayan asimilasyon amaçlı resmi görüşten ibarettir. Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da yaşayan Aleviler, AKP hükümetinin ve Diyanetin Alevileri Sünnileştirmek ve asimilasyona maruz tutmak için savunduğu Alevilik tanımını asla kabul etmez ve ciddiye almaz.

Türkiye’de ve Avrupa sayıları 20 milyon civarında olan Alevilerin ve inançlarının Türkiye’deki varlığı ayrımcılığa maruz kalmakta ve inkâr edilmektedir. İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde Aleviliği ve dolaysıyla Alevilerin bağımsız bir inanç toplumu olarak kabul edilmesi sürerken,  Başbakan Alevilerin ibadet yerine “ucube” diyebiliyor, diyanet başkanı, TBMM ve Yargı Alevileri cemevini yok sayıp, camiye davet edebiliyor. Zorunlu din derslerinin hukuka aykırılığı devam ederken, hukuk dışı adımlarla zorunlu seçmeli Kuran dersleriyle asimilasyona ve Alevi çocukları üzerindeki sürmekte olan okul baskısına yeni baskı zeminleri hazırlanıyor.  Okul baskısının yanı sıra, mahalle ve ramazan ayı baskılarıyla Malatya-Sürgü’de bir Alevi aileye karşı sürdürülmüş ve halen yargı ile sürdürülen linç girişimi devam etmektedir.

İsviçre ve Avrupa’da Aleviler ve Alevi inancı tanınırken, AKP’nin ayrımcılık ve nefret dili üzerinden inşa ettiği siyaset dili, Sünni çoğunluğun Alevilere yönelik olumsuz önyargısını besliyor. İsviçre Basel parlamento üyeleri Alevi kurumlarını takdir ederken, övgüler sunarken,  Türkiye’de Alevilerin evleri işaretleniyor. AKP Sünnilik eksenindeki mezhepçi politikaları, Suriye’ye ilişkin şiddet ve savaş politikası Anadolu’da yaşayan Alevilere yönelik linçe dönüşüyor. Almanya ve İngiltere’de devlet okullarında Alevilik dersleri verilirken, Türkiye’de devlet okullarındaki derslerde Alevilerin asimilasyonu hedefleniyor.

 

SONUÇ OLARAK

İsviçre-Basel Kantonu kararı, inanç özgürlüğüne karşı tüm zihniyetlere ve hükümetlere mesaj niteliği taşımaktadır. Bu mesajın öncelikle AKP tarafından iyi okunması gerekir. Türkiye’de Alevilere yönelik inkârın devam ettiği bir süreçte, Almanya ve İngiltere’de Alevilik derslerinin kamu okullarında verilmeye başlamıştır. Danimarka ve Avusturya’da Alevilik inancına haklar verilmesi, İsviçre-Basel’de Aleviliğin bağımsız bir inanç topluluğu olarak tanınması ve en önemlisi Alevi kimliğinin küresel ölçekte meşruluk kazanması, AB ve birçok uluslar arası insan hakları belgesinde yer almasını sağlamak, Alevi hareketinin mücadelesi sayesinde gerçekleşmiştir.

Basel’de Aleviliğin resmen tanıması, Alevilerin birliğine, bütünleşmesine katkı sunacak ve küresel ölçekte örgütlü bir güç olmasında vesile olacaktır. Basel kararı,  Aleviliğin ve Alevilerin İsviçre’de tanınırlığına ve muhatap toplum olarak kabul görmesine hizmet edecektir. Aleviliğin İsviçre’de resmen tanınmasını sağlayan Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve Basel Alevi Bektaşi Derneği yöneticilerine, üyelerine ve bu tarihi kararın çıkmasına EVET oyu vererek çıkmasını sağlayan Basel Parlamentosunun değerli Parlamenterlerine teşekkür ederim.

 

Turan ESER