Kimlere meydan okumaz ki insan, tek başına düşündüðü zaman...
Lafontaine

Yeni asmilasyon politikalarının kıskacındaki Alevilik... (IV)

AKP hükümeti halen içeriğini hem Alevilerden hem de kamuoyundan gizlediği “Cemevlerinin Hukuki Statüsü” ve “Geleneksel İrfan Merkezleri” önerisi hakkında Alevi kurumları ile bir dizi görüşme yapıyor. 21 Mart’ta kamuoyu ile paylaşılması beklenen pakette nelerin çıkacağına dair tahminde bulunmak zor değil. Yeni “Alevi Açılım” paketini ve hükümetin bununla neleri hedeflediğini Alevilere sorduk.
 
turan eser yazi dizisi 4
 
Hazırlayan: Turan Eser

 
Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut: “Ensest” fetvasının utancını Diyanet tarih boyunca üzerinde taşıyacaktır
 
Cemevleri’nin hukuki statüsü ele alınırken geleneksel hale gelmiş torba yasalarıyla karıştırılması asla kabul edilemez. Cemevlerini ibadethane olarak tanımayan bir anlayışı reddediyoruz. Kimsenin Aleviliği ve ibadet merkezlerimizi tanımaya ve tanıtmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Alevilerin eşit yurttaşlar olarak, Devletin bütçesinden pay istemeleri eşit yurttaşlığın bir gereğidir. Bunu sulandırmak için yok dede maaşı yok ilahiyatta eğitim gibi hiç kimsenin kabul edemeyeceği meselelerle kıyaslamak tamamen art niyetliliktir.

Diyanet’in “ensest” fetvasının utancını Diyanet tarih boyunca üzerinde taşıyacaktır. Alevi’yle evlenilir mi? Sorusunun cevabı milyonlarca Anadolu insanı evlenmek suretiyle cevabını vermiştir. Bu gerçeği göremeyecek kadar kör olanların fetvaları halkımız tarafından hiçbir zaman kabul görmemiştir.

Din hizmetlerine ayrılan bütçenin sadece bir mezhebe tahsis edilmesi hukuka da insanlığa da aykırıdır. Önerimiz, Alevilerin genel bütçeden haklarını alıp kendilerinin oluşturacağı kurumsal yapı ile ihtiyaçları cevaplandırabilecek şekilde haklarını kullanmalıdır.

Zorunlu din dersleri konusunda AİHM kararlarına uygun olarak laik ve demokratik bir ülkedeki bilimsel eğitimin gerekleri derhal yapılmalıdır.
 
Alevilerin eşit yurttaşlık hakları hiç kimsenin tanımlamasına gerek kalmayacak şekilde Alevilerin kendi özerk yapılarında sorunlarını çözecek kamu kaynaklarının genel bütçeden karşılanması sağlanacak şekilde TBMM’de ele alınmalı ve derhal yasal bir çerçeve oluşturulmalıdır.

Laikliğin kurulması için dinsel ve vesayetten kaygı duymak suretiyle yanlışları söylememek büyük bir hatadır. Cuma namazı genelgesine ilişkin tepkisizlik bilgisizlikten ve Türkiye gerçeklerini bilmemekten kaynaklanıyor.

Laiklik Alevilerin olmazsa olmazıdır. Laikliğin kurulması için siyasal alanda verilmesi gereken mücadelenin yanında hep Aleviler olmuştur ve olacaktır.

Türkiye’de yapılacak tek şey Alevilerin kendilerinden oluşturacağı özerk ve demokratik bir kurumun oluşturulması ve bu kurumun ihtiyaçlarının da genel bütçeden pay almak suretiyle hayata geçirilmesi, Alevilerin inançların gereğini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bütün alanlara gerekli kaynağı sağlamalı çağdaş ve özgür bir geleceğin temellerini atmalıdır. 
 

 
 
Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Ankara Üniversitesi: Alevi çocuklarına dayatılan Sünnilik dersi bir işkencedir
 
Bir kez daha Alevileri asimile ederek teslim almak istiyorlar.
 
AKP hükümeti en başından beri sadece Alevileri oyalama taktiği ile hareket etmiştir. En başından beri AKP hükümeti Alevilerin hak taleplerini radikal cemaatlerle koşut ele alarak oyalamıştır. Çünkü Aleviler için olmazsa olmaz olan laiklik ilkesi her ne kadar uygulamada yerlerde sürünse de, AKP hükümetinin tamamen kurtulmak istediği bir ayak bağından başka bir şey değil. AKP’nin “irfan merkezi” olarak nitelediği bütün cemaatlerin Devletten fazlasıyla beslendiği çok açık. Geriye sadece IŞİD kalıyor. IŞİD’in de desteklendiğini bütün dünya biliyor. Sanıyorum bunu legalleştirmek gibi bir düşünceleri var.

AKP iktidarı İslam’ı Sünnilikle eşit ve aynı olarak tanımlıyor. Böylece aslında yapmak istediği şey Alevi toplumuna Sünniliği dayatmaktır. AKP iktidarı hiçbir zaman cemevlerine inanç merkezi olarak hukuki bir statü vermeyecektir.

Yüzyıllar boyunca Devletin Alevi inancını asimile etme çabası başarısız olunca farklı bir yöntem denenerek Alevileri, Alevilerle Sünnileştirmekten başka bir şey olarak değerlendirmek imkânsız.

Yüzyıllarca Alevileri ensest olarak yaftalayıp sonra da böyle bir fetvanın verilmesi, kuşkusuz farklı şekillerde değerlendirmek mümkün ama en hafif deyimle ironik. Bütün bu fetvalar ve açıklamaların tesadüfen yapılmadıklarını tersine son derece sistemli olduğunu ve tam da bu nedenle , aslında Türkiye’nin nasıl karanlık ve IŞİD benzeri bir radikalizmin içine doğru hızla gittiğinin göstergeleri olarak değerlendirmek gerekir.
Bunun vatandaşlık esasına göre açıklamak imkânsız. Camiye ibadet için giden her Sünni aslında haram yiyor. Çünkü cami hocasından caminin bütün giderleri için harcanan paraların bir kısmı Alevi vatandaşların vergisiyle ödeniyor. Bu nedenle aslında buna itiraz etmesi gereken samimi Sünni dindarlardır. Her bir Sünni vatandaş daha fazla haram olan bir mekanda ibadet yapmak istemiyorsa buna itiraz etmesi gerekir.
Alevi çocuklarına dayatılan zorunlu Sünnilik dersi kelimenin tam anlamıyla işkencedir. Çok kararlı ve örgütlü bir biçimde ülkenin her yerinde bütün Alevi çocukların fiilen din derslerine girmeleri engellenmelidir.
Alevilerin hak taleplerini karşılamak, Sünni inancının meşruiyetine tehdit olarak görüyorlar..

Ne yazık ki yıllarca Laikliğin otoriter bir formda uygulama çabası, bugün insanların laikliğe sahip çıkma ya da savunma konusunda yeterince cesur hareket etmelerini uyguluyor. Ancak gelinen koşullarda, yani Türkiye toplumu hızla IŞİD benzeri bir radikalizmin içine doğru giderken, savunulması ve uğruna mücadele edilmesi gereken en önemli değer laikliktir. Bunun önemine gerçekten inanması beklenen parti CHP gibi görünse de yanlış politikalar nedeniyle yeterince savunamıyor ya da mücadele için politika geliştiremiyor.

Türkiye’nin otoriter ve din devleti olduğunu düşünüyorum. Gündelik pratiklerin büyük çoğunluğu Sünni inancını gereklerine göre uygulanmaktadır. Laiklik sadece ve sadece sembolik ifade olarak kalmıştır. AKP iktidarı ile birlikte, Türkiye Devleti Sünni İslam Devletidir.

Alevi toplumunun bir bütün olarak; Türkiye’deki ve diasporadaki Alevilerle birlikte örgütlenerek mücadele etmeleri gerekiyor. Öncelikle birlikte bir mücadele stratejisi geliştirmeleri gerekiyor. Bu stratejinin ilk başına da zorunlu din derslerini protesto ile başlamalılar. Ayrıca ülkedeki diğer laik yapılar da buna destek verecektir ama başlatacak potansiyel Alevi toplumudur. 
 

 
Alevi dedesi Hasan Kılavuz, Mersin Alevi Kültür Derneği-Cemevi: Devlet dini için soygun yapıyorlar
 
Osmanlıda olduğu gibi, bugünkü hükümet de güven vermiyor. İslami tarikat ve cemaatleri hortlatmak için, “Alevilerin hakları ancak İrfan evleri açılarak” verilir gibi söylemler kandırmaca ve ipe un sermektir. Bizim inanç merkezlerimizin adı Cemevi! Başka isimlere ihtiyaç yok ve kabul etmiyoruz.

Alevilik kendi özgü bir inançtır. Bu inancı götürüp bir başka inancın içinde eritemezsiniz. Alevilerin kırmızı çizgisi Cemevi ibadet yerimizdir. Hiç bir inanç mabedine alternatif değiliz. Bu ülkede bir cami hangi haklardan yararlanıyorsa Cemevine de o haklardan yararlanma olanağı sulandırılmadan verilmelidir.

Bu ülkede Alevi Dedeleri hiçbir zaman maaş talebinde bulunmamışlar. Hak talebinde bulunmuşlar. Alevi pirleri sarayın sultanına asla kulluk yapmamışlar. Aleviler kendi içlerinde Hizmet verenlere hizmet karşılığını gönüllü olarak verir ve duasını alır. Dedelik ve seyitlik unvanını hiçbir fakülte veremez. Bu unvan alevi ocak kurucuları tarafından destur ve himmet ile verilen bir unvandır. Eğer bir gün Alevilik inanç okulu olursa, ve olanaklar yaratılırsa Seyit çocukları orda yetişir ve Alevi inancındakilere hizmet verir.

Alevi pirleri, Diyanetin ve şeyhülislamların bu gayri ahlaki fetvalarını ellerinin tersiyle ret etmişler. İnsan merkezli bu inancı, Ortodoks din ile inancıyla aynı kefeye koymaları, şeriatın bağnaz kurallarını uygulayarak toplumu ayrıştırmalarını şiddetle kınıyoruz. Bu ülke laik olsaydı böyle bir kurum olmazdı ve bizler de bu tartışmaların dışında olurduk.

Toplanan vergilerden çok büyük bir payın Diyanete ayrılması haksızlıktır. Bunu kabul etmiyoruz. Devlet dini için soygun yapıyorlar. Laik bir ülke olsaydık bu cemaatler kendi imamlarının maaşını kendileri öderdi.
Zorunlu din dersini istemiyoruz. Ama çocuklarımıza zorla dayatılıyor. Bu ülkede İslam; Devlet dini olmuş ve onu da polisli ve jandarmalı bir din yapmışlar. Dinde zorlama olmaz diyorlar, ama zorla din dayatıyorlar. Alevileri zorla sünnileştiriyorlar. Eğitimde din dersi kişilerin ve ailelerin isteğine bağlı olmalı. Çağdaş dünyadaki eğitim sistemlerini uygulayan ülkelerin eğitim programlarını örnek almalı.

AKP kendi Alevisini yaratıyor. Çakma dernek ve kuruluşlarla Bu kadim inancı sulandırarak topluma anlatıyor. Alevileri Alevi olmayanlara sorarak imtihan ettiriyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar maya tutmaz. Her dönem devletle işbirliği yapıp gerçeklerden sapanlar olmuştur. Ama Hak ve hakikatte duranlar kazanmıştır.

Politika yapanlar samimiyetten uzak dini kullanarak koltuklarını muhafaza etmenin peşindeler. Aleviler dün olduğu gibi bugünde laik bir ülke olmamızın gerekliliğine inananlardanız. Demokratik mücadele alanlarını terk etmemeliyiz.

Sultanlıklar ebedi değil. Bu ülkenin bütün aydın ve demokratlarının, farklı inanç gruplarının ortak birliği sağlanırsa çok şey başarılır. Alevi kurum ve kuruluşlarının kendi aralarında birlikteliği ve yurtdışı kurumlarla koordineli çalışmalar çok şeyin üstesinden gelir.

Haklı taleplerden vaz geçmemeli, Teslimiyeti ret etmeli, işbirlikçilikten kaçınmalı, İnatla mevcut iktidarların kapıları aşındırılmalı, görsel ve yazılı basın iyi ve yerinde kullanılmalı, Gür ve tek sesli olunursa çok şey başarılır. Umutla gidilir uzun yol, tutkuyla aşılır koca dağlar. 
 

 
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan: Bizi satın alamayacaklar
 
AKP hükümetinin bugüne kadar Alevilere yönelik söylemlerinde ve yapmak istediklerinde samimiyet görmüyorum. Kendi tarikatlarını canlandırmak ve meşru hale getirmek için Cem evlerimizin üzerinden kendi hedeflerine ulaşıyorlar. AKP’nin hedefi Alevilerin sorunlarını çözmek değil cem evlerimize irfan evi ismini vermektir. Aleviliğin çağdaş, eşitlikçi, paylaşımcı, kadın erkek bir arada ibadetin yapıldığı mekanları yok etmek istiyorlar.

Diyanet “Cem evleri kırmızı çizgimiz” diyor Muharrem günleri geldiğinde Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki AABK ya bağlı olmayan cemevlerine gri pasaportlu dedeler gönderiyor. Madem kırmızı çizgin, neden gönderiyorsunuz? Cem evlerimiz hiçbir zaman camilerin alternatifi olmadı. Diyanetin savunduğu inanç ile Alevilerin savunduğu inanç aynı değil nasıl alternatifi olabilir?

Kaldı ki Diyanet’in fetvalar üzerine kurulu bir dine ihtiyacımız yok. Alevilik merkezine insanı koymuş, Hak’kı insanın gönlünde vicdanında arayan kendine özgü bir inançtır.

Devletin maaşlı ve icazetli dedelik tekliflerini kesinlikle kabul etmiyoruz. Devlet önce benim ibadet yerimin cem evi olduğunu kabul etmesi gerekir.

Ben talibin verdiği lokmayla dedelik yapmak istiyorum. Devlet inanç önderlerini parayla kendi kontrolü altına almak istiyor. İlahiyatlarında verilecek icazet namelerle yeni bir dedelik ve yeni bir Alevi anlayışı ortaya çıkaracaktır. Tehlike buradadır.