Ev bir kez bittikten sonra duvarcı unutulur.
Hint Atasözü

Ziyaretçi Defteri - Eski Mesajlar - 2006

Bu bölümde 2006 yıllında bırakılan ziyaretçi mesajlarını okuyabilirsiniz.
Diğer yıllarda bırakılan mesajlar için lütfen İletişim / Ziyaretçi Defteri - Oku bölümünden istediğiniz yılı seçiniz.

 
Gulbahar AKDENIZ
kadinkolu!@kanadaalevi.com
Toronto
Kanada
2006-12-30
2007 Yilin savasin olmadigi, saglikli
mutlu ve bol kazancli bir yilin milletimizin olmasini
temenni ediyorum...
Barış
fener_baris1907@hotmail.com
Tunceli
Türkiye
2006-12-30
selam arkadaşlar.Yeni yılınızı kutlar mutluluklar dilerim.Yatırımcı göçmenliği konusunda bilgisi olan arkadaşlar bilgi verebilirmi.
munzur
munzur_ma@hotmail.com
erzincan
türkiye
2006-12-23
slm ben erzincandan munzur aslen dersimliyim dersimlilerlen tanışıp sohbet etmek istiyorum pülümürdenim yazan olusasevinirim
MESUT YARAR
arekli_saddam@hotmail.com
dersim
türkiye
2006-11-02
selam kanadadaki can arkadaşlar bu başarınız tebrik edilecek bir başarı amerika kıtasın da tek başınıza birlik oluyorsunuz ne mutlu size ben denizciyim işşallah sizleri ziyaret ederim kanadadaki can arkadaşlarıma selam olsun sizinleyiz MESUT YARAR
yenal YILDIRIM
yenal_yildirim@hotmail.co.uk
izmir
TÜRKİYE
2006-11-01
merabalar dünyanın dörtbir yanında bulunan CANlar,
varlığımın burada sizlerle olduğunu bir kere daha göstermek için bu maili sizlerle paylaşıyorum. Enson yazımı aşağıdaki yazıma baktım 2006'nın 6. ayı atmışım yani aşağı yukarı 5-6 ay olmuş ziyaretçi defterine yazmamam ama bu burada olmadığım anlamına gelmez siteye aralıklarla girip ne oluyor ne bitiyor diye kontrol ediyorum Canlar.. Sanırım buraya ilk Forum öneren kişi benim ve yöneticilerden Forum hakkındaki düşüncelerinin ne olduğunu öğrenmek istemiştim ve sağolsun bir yönetici gereken açıklamaları yaptı. Yazısını okuduğumda onada hak verdiğimi buradan vurgulamak isterim..İşte dostlar insanoğlu olaylara görmek istediği taraftan bakmak ister ama görmek istemediği yere asla bakmak istemez yönetici kardeşimizde canımızda bizim görmek istemediğimiz yeri bize göstermeye çalışmış tşk. ediyorum bu cana.. bukadar forum sitesi hakkında konuştuktan sonra birazda Canadadaki Cem Evi hakkında bir kaç kelime düşüncelerimi paylaşmak isterim.. Cem Evide bir manevi ihtiyaçtır..Eğer orada böyle bir eksiklik varsa ki hiç sanırım yok orada,böyle bir karar alınması bir Dedemiz tarafından önerilmesi gerçektende çok ama çok anlamlı ve güzel.. Umarım oradaki Canlar daha güzel şeyleri hakederler bizler zaten Türkiyede şuanda yeterli olmasada yinede az olmayacak kadar Cem Evinde Cemlere katılabiliyoruz İnşallah sizlerde bu ibadetten mahrum kalmayacaksınız.. Sanırım yazım biraz uzun oldu bunun nedenide 6 ay gibi sizlere yazı yazmamak oldu diyebilirim..Bir önceki yazımda sanırım kendimi tanıtmıştım yazımı ilk defa okuyanlara daha önceki yazılarımda kendimi tanıttığımı hatırlatmak isterim..Site için elimden gelen birşey varsa yapmaya hazır olduğumu yeniden yöneticilere hatırlattıktan sonra artık veda vakti geldiğini belirttikten sonra kendinize çok iyi bakmanızı istiram ederim.. sözlerimi ^^ALLAH MUHAMMED ALİ^^ diyerekten bitirirken ESEN KALMANIZ dileğiyle!..
SUNNI

ROTTERDAM
HOLLAND
2006-10-30
UZAKLARDA TURKLER TARAFINDAN DERNEK KURULMASI ACIKCASI BENI SEVINDIRIYOR..BASARILAR
ALİ EKBER EREN
aliekbereren@hotmail.com
istanbul
türküye
2006-10-27
amarikada bile bu kültürü yaşatan siz saygı deger dostları kucaklar sazımla size merhaba diyorum iyi çalışmalar SANATÇI DOSTINUZ ALİEKBER EREN
GAH SEMPATIZANI
W
BERLIN
ALMANYA
2006-10-27
BATINİYE FIRKALARIN İTİKATLARI


[ GAH FORUM ]


Pir Ali Baba



Batıniye, her zahirin bir batını olduğunu ve Kur’an ile hadislerin ancak tevil ile anlaşılabileceğini idda eden fırkalara, onikinci asırdan itibaren toptan verilen isimdir. Bu fırkaların, siyasi sahada oynadıkları roller ile teşeküllerindeki umümi amiller ve tekamülleri, ait maddelerden görüleceğinden, burada yanlız akideleri hulasa edilecektir. Bundan dolayi, evvela islam fırkaları hakkında yazılmış eserlerde, bu umümi isim altında zikredilen fırkaları gözden geçirmek, mevzuu tahdit etmek için, zaruridir. Batınilere, muhtelif vesileler ile, verilmiş olan isimler şunlardır :

1. Karamita ve karmatiya; küfeli Hamdan Karmat’a intisaplarından dolayı. 2. Sabiya, 7 imam kabul etmelerinden yahut kainatı 7 seyyareni idare ettiğini iddia etmelerinden dolayı. 3. İsmail’iya, imam Cafer Sadık’ın oğlu İsmail’in 7. imam olduğunu kabul etmelerinden dolayı, bunlardan Horasan’da Naşir’i Husrav etrafında teşekkül etmiş olan zümreye, Naşiriye derler. 4. Mubarakiya, imam Cafer Sadık’tan evvel ölmüş olan oğlu İsmail olmayıp, İsmail’in oğlu Muhammed olduğunu iddia eden bir reislerinin adına izafetle ve 5. Babekiya, Hürramiya, Hürramdiniya, Abbasi halifesi Mutasım zamanında isyan etmiş olan Babek’e intisaplarından dolayi, Babek ve Hürramiya; bunlar asıl islam fırkalarından olmayip, eski irani fırkaların bakiyesidirler. Babek zamanında kırmızı elbise giymelerinden dolayı, bunlara Muhammara de derler.

Bunlardan başka batınilere, hakikatın yanlız masum imamın talimi ile öğrenilebile- ceğini iddialarından dolayi, talimiya ve dini muharremata riayet etmedikleri için, ibahiya v.s. isimleri de verilmiştir.

Yukarıda işaret edilen maddelerde görüleceği vecihle, Abbasiler zamanında başlayarak, islam memleketlerinde çıkardıkları bir çok karışıklıklar sebebinden ve diğer taraftan, akide itibariyle, ehli sünnetten çok ayrılmış olmaları yüzünden, batınilere ait eserlerin bir çoğ zayi olmuştur. Aleyhlerinden yazılmiş olan kitaplar ile islam fırkalarına ait eserlerde ise, batinilerin kendilerine ait fikirler, bazen kasdan tahrif edilmiştir. Binaenaleyh böyle eserlere istinaden yapılacak bir tetkikte, onların asıl fikirlerinden uzak kalmak ihtimali varsa da, böyle bir çalışmanın, hiç olmazsa, onların ehli sünnet alimleri tarafından nasıl teleki edildiğini göstermeğe yarayacağı da bellidir. Şunu da söylemelidir ki, batinilerin fikirlerinde bir tekamül olup-olmadığı anlaşılamamaktadır. Ancak onlar muhtelif muhitlerde fikirlerini telkin etmek için, o muhitlerde alışılmış olan telakkiler ile işe başlarlardı. Bundan dolayi, Şahristani’nin „batinilerin her zamanda bir başka şekilde davetleri ve her lisan ile yeni bir itikat ve mezhepleri vardır“ sözü, bu manada kabul edilmelidir. Batinilerin muhtelif meselelerdeki fikirleri şöylece hulasa edilebilir :

1. Allah’ın sıfatları ve kainatın yaratılış. Allah’ın sıfatlarını kabul veya red hususundaki itikatları filosofların telakilerine yaklaşır. Çünkü, Allah’ın sıfatları kabul edilecek olursa, Allah ile mahlukat arasında iştirak olmak lazım gelir. Bundan dolayi, bu husustaki nasları tevil ederler. Mesela Allah kudret sahibi olduğu için değil, kudret sahiplerine kudret verdiği için, kadirdir.

Bunun neticesi olarak, Allah kadim veya muhdaş değildir, belki emri ve kelimesi itibariyle, kadim ve oluşu itibariyle, muhdaştir. Batiniler, mevcudatın yaratılmasını da, o zaman müsbet sayılanilimlere uydururlardı. Allah, evvela, birbirine benzer suretler yaratmış, bunlardan da felekler, yıldızlar ve dört unsur hasıl olmuştur, veyahut, Şahristani’nin nakillerine göre, Allah evvela akl’ı evvel’i ve sonra, onun vasıtası ile, nefs’i sani’yi yarattı; nefs, aklın kemalini isteyince, harekete muhtac oldu ve bu hareketten de eflek’i semaviye meydana geldi. Feleklerin hareketinden soğukluk, sıcaklık, kuruluk ve yaşlık ve onlardan mevalidi selase zuhur etti.

2. Peygamber, imam ve Kur’an. Böylece vucuda gelen insan, akıl ve nefsin nurlarına karşı olan istidadının çokluğu dolayısiyle, diğer mevcudata üstündür. İnsanlar arasında da, istidat müsevi derecede değildir. Bunlardan başka alem’i ulvinin mukabili olan insan aleminde de, müşahhas bir akıl bulunmak lazımdır ki, o da „insan’ı kamil“ dir. Buna natik (konuşan) diyorlar ki, bu ıstılah peygamber yerine kullanılmaktadır. Bunun yanında da müşahhas bir nefs vardır ki, bu şamit (sessiz), asas, vaşi, imam’dır. Kainat nasıl akıl ile nefsin tahriki neticesinde hareket ederse, insanlar da natik ile asas tarafından vazedilen şeriatın tahriki ile hareket eder. Kainatta ki 7 felek gibi, bunlar da yedişer-yedişer devredeler.

Görülüyor ki, onlara göre, Peygamber insan’ı kamilden başka bir şey değildir; Hz. Muhammed de bunlardan biridir ve hiç bir Peygamberin mücizesi yoktur. Rivayet edilen mücizeler ise, sihir ve gözbağıcılık kabilinden şeylerdir. Kur’an da Allah’ın değil peygamberin sözü olup, Peygamber sadece, Cebrail dedikleri akıldan taşan bilgileri ibare şekline sokmuştur; „Hiç şüphesiz Kur’an, çok şerfli bir elçinin sözüdür“ (hakka süresi, 40) ayeti de bunun delilidir. Şu kadar var ki, Peygamber, halkı idare etmek için, akıldan taşan bu bilgileri zahiri bir kisveye sokmuştur; bunun batının meydana çıkması için, „Kamil al-zaman“ olan imama ihtiyaç vardır. Bu imam, gaybı ve gizli şeyleri bilir ve Hz. Hüseyin evledındadır.

3. Talim ve tevil. Batiniler, bu fikirlerini isbat etmek için şöyle derler : Her zahir olan şeyin bir batını vardır. Zahire nisbetle bu batın, mesela bademe nispetle kabuğuna benzer; bademi bulan adam, kabuğuna ehemmiyet vermez. Kur’an da böyledir; onun zahiri manası yanında, bir de hakiki ve batini manası vardır ve bunun delili, kıyamet gününde müminler ile münafıkların halini tasvir eden bir ayetin „aralarına bir sur çekilmiştir, bu surun bir kapısı vardır ki, iç (batın) yüzünde rahmet, dış (zahir) tarafında azap vardır“(Hadid süresi, 13) mealinde olan kısımdır. Fakat bu batıni mana ancak „masum“ imamın talim (öğretme)’i ile öğrenilir.

Bu öğretmenin zaruri olduğunu göstermek için, Hasan Sabbah (M.?=1124)’ın imamı olan, Fatımi halifelerinden Mustansir’dir. Böyle bir imam Kur’anı tevil ederek, hakikatı meydana çıkarır; fakat batıniler harfleri tevil etmek ve onlara uygun birer mana vermekle işe başlarlar. Onlarca, harflerin kelimeye nisbeti, basit ve mücerred cisimlerin mürekkep cisimlere nisbeti gibidir ve her harfin kendine mahsus bir tabiatı ve alemde bir muvazisi vardır. Mesela insan cism ile ruhtan mürekkeptir, dört tabiatten yapılmıştır, 7 azası ve 12 carihası vardır. Dünyaya bakalım; o da iki kısımdır ; mamür, harap; 4 cihet, 7 iklim ve 12 kıta’dır. Aynı şey semaya da tatbik edilebilir.

Bu teviller, daha başka şekilde de yapılmıştır. Bazılarına göre, insanın yüzünde evvela 2 kısım vardır : 1 mamur ön (yüz) ve 1 harap arka (başın arkası); 4 saç ve sakal; 7 uzuv : 2 göz, 2 kulak, 2 burun deliği ve 1 ağız. Bu uzuvların harflerinin mecmuu da 12 eder : ayn (göz) 3 harf, uzn (kulak), 3 harf, munhar (burun deliği) 4 harf ve fam (ağız), 2 harf.

Batinilerin ibadete mütealik meselelerdeki te’villerinden bir kaç misal göstermek lazımdır. Namaz, onlara göre, imamı, veli olarak, tanımaktır; namaz için tayin edilmiş vakit – hüccete, kıble – sabıka ve mihrap – taliye delalet eder. Oruç, imam ve hücceti ve onların gizlenmesini emrettiği şeyleri gizlemektir. Zekat, mezhep ehline bilgilerini söylemektir. Muharremat hakkındaki te’villeri de buna benzer. Mesela „size leş, kan ve domuz eti haram edildi“ (maide süresi, 3) ayetinde mevzuubahs olan leş – zahirdir; çünkü batını olmayan zahir, ruhsuz beden gibidir; kan – şüphedir, domuz eti ise – münafıktır. Yine onlara göre, zina, sırları ifşa etmekten ibarettir. En nihayet „sana yakin gelinceye kadar, rabbine ibadet et“ (hicr süresi, 40) ayetini te’vil ederek, ibadetın hakiki manası öğrenildikten sonra, onun farz olmasının mevzuubahs olamayacağını, binaenaleyh batinice bir te’vil ile, ibadetin manasını öğrenmiş bir kimse için, dini mecburiyetlerin ortadan kalkacağını iddia ederler. Kaynak : İslam ansiklopedisi, Leyden tabı ma. Batıniye, M.E.B.Y.

Yükarıda görüldüğü gibi, davet ve dereceleri, teferruatı ile burada anlatılmasına imkan olmiyan bu te’villeri ile islam dininin bütün esaslarını ortadan kaldırmış gibi görünen batiniler, bu akidelerini rastgele her kese, açıkça, telkine çalışmazlar ve ekserya gizli cemiyetler halinde, faaliyette bulunurlar.

www.gencalevilerharekati.de

GAH FORUM:
kazimboran
kazimboran1960@hotmail.com
Toronto
Canada
2006-10-23
Oncelikle boylesi onemli bir kurumda ozveri ile calisan degerli yonetim kurulu uyesi arkadaslara ve bu cati'nin olusmasinda katkilarini esirgemeyen degerli dostlara merhaba.soylenecek cok sey var ama en kisa olani en makbul olanidir, yeni yeriniz hayirli olsun cok sirin ve sicak bir yer, calismalarinizin ve basarilarinizin devami dilegiyle.
ugur akdag
akdagugur@msn.com
toronto
kanada
2006-10-18
Oncelikle yeni aldiginiz binanin hayirli olmasini diliyorum kulturel etkinliklerinizin dahada artmasini diliyorum.Egerki gelecekte saz kursu acarsaniz cok memnun oluruz basarilar
yasin yıldız
grupsilamyasin@hotmail.com
istanbul
türkıye
2006-10-09
slm olsun yureklı ınsanlara dunyanın obur ucunda kulturmzu yasatanlara ben bır dersımlı olarak ve müzısyen olarak cok mutlu oldum ve bu anlamda her turlu desteklerımı sunmaya hazırıM.... GRUP SILAM DAN SEVGILAR CANLAR
Hasan Dede


Almanya
2006-10-05
RAMAZAN ORUCU’NUN MENŞEİ


Hz Muhammed'in eşi Aişe’den rivayet olunduğuna göre o müslümanlıkta oruç (Şavm) ile ilgili ilk kaydeler hakkında şöyle demiştir: Cahiliyet devrinde Kureyş Aşüra günü oruç tutardı. Hz Muhammed de Aşüra orucu tutardı. Medine'ye hicret buyurunca da bu orucu tuttu. (Ashaba da) tutmalarını emretti. Ramazan farz kılınınca Aşüra günü orucunu bıraktı. İstiyen bu orucu tuttu; diliyen de bıraktı. Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810-869), hadis No: 944, D.İ.B.Y.

Abdullah b. Abbas'dan rivayet olunduğuna göre, o müslümanlıkta oruç ile ilgili ilk kaydeler hakkında şöyle demiştir: Hz. Muhammed Medine'ye hicret buyurduğunda, Yahudilerin Aşüra günü oruç tuttuklarını gördü de: Bu ne orucudur?, diye sordu. Cevaben: Bu gün mubarek bir gündür; bu gün Allah, Beni İsrail'e düşmanları (Firavun'un şerri) nden necat verdiği bir gündür. Hz. Musa, bu lütuf Yaratıcı’ye şükren oruç tutmuştur. Bizde tutarız, dediler. Hz.Muhammed: Biz Musa'ya sizden daha ziyade bağlıyız, buyurdu da o gün oruç tuttu ve ashaba da tutmalarını emreyledi. Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810-869), hadis No: 945, D.İ.B.Y.

Hz Muhammed'in eşi Aişe’den rivayet olunduğuna göre o müslümanlıkta oruç ile ilgili ilk kaydeler hakkında şöyle demiştir: Aşüra, cahiliye devrinde Kureyş’in Aşüra tuttuğu bir gündür ve Hz Muhammed, o gün orucu tutardı. Medine'ye gelince de o günü oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını emretti. Sonra ramazan farz olunca artık farz ramazan idi ve Aşüra bırakıldı. Diliyen o günü oruç tuttu ve diliyen tutmadı. Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M. 824-892), hadis No: 750, Y.E.Y.

Muaviye b. Ebü Süfyan Medine'de minber’i Saadet üzerinde irad ettiği bir hutbesinde: Ey Medineliler! Hani alimleriniz? Biliniz ki! Ben, Hz Muhammed'in şöyle buyurduğunu işittim: Bugün, yevmi Aşüra'dır. Aşüra günü oruç tutmak size farz kılınmıştır. Halbuki ben oruçluyum. Diliyen bu orucu tutsun, diliyen de iftar etsin! Buyurdu, demiştir. Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810-869), c.6, sa.308, D.İ.B.Y.

Taberi müslümanlıkta oruç ile ilgili ilk kaydeler hakkında şöyle der: Hz. Muhammed Medine'ye hicret buyurduğunda gördü ki, Yahudilerin muharrem ayının 13'cü günü ki Aşüra günüdür oruç tutrlardı. Hz.Muhammed dedi: Bu tuttuğunuz oruç nedir? ve ne fazileti vardır? Yahudiler dediler ki: Bu Allah Firavun'u kahr edip, denize garkettiği ve Hz. Musa'ya lütfedip necat verdiği bir gündür. O gün Hz. Musa oruç tutmuştu. Biz de onun için tutarız, dediler. Hz. Muhammed kendi ashabını çağırıp buyurdu ki: Aşüra günü oruç tutun. Sonra Hz. Muhammed gördü ki Yahudiler yılda 2 gün oruç tutarlar. Hz Muhammed'e arzu etti ki oruç ibadeti olsun. Allah hemen oruç tutmayı emreyledi. Ve şu ayeti gönderdi: „Ey inman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz“ Bakara süresi, ayet 183. Kaynak: Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.2, sa.387-388, E.O.Y.

İbnü'l-Esir müslümanlıkta oruç ile ilgili ilk kaydeler hakkında şöyle der: Hz. Muhammed Medine'ye vardıktan sonra, Yahudilerin Aşüra günü oruç tuttuklarını görünce, o da o gün oruç tutulmasını emretti. Kaynak: İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.2, sa.114, B.Y.

Oruç menasikinin menşei, Hz. Muhammed devrinden önce orucun Mekke'de bilinmeyen bir amel olması, kabli olarak, kabül edilemez. Hiç olmazsa an’aneye göre, yaşamlarında yahudi ve hıristiyan, o kadar izler görülen hunefa neden bu dini ameli yapmamış olsun? Hz. Muhammed muhtelif seyahatlerinde yahudi ve hıristiyanlarda bu menasiki görmüş olması vakıası, ihtiyari bir nefs kırma olarak, orucun Mekke'den, ilk müslümanlar arasında kabül edilmesinin lehinde sayılabilir.

Aynı mevzua dair birbirini nakzeden hadisler, bu hususta maksadlı olabilir. Çünkü Mekke devri süreleri arasında, yukarıda söylendiği gibi, Kur’an, Meryem süresi, ayet 26’da şavm’dan bahsedilmektedir; bir ses Meryem’e: „Ben acıyana şavm nezrettim; bundan dolayı bugün kimse ile konuşmam“ demesini emretmiştir; muhtemeldir ki, burada şavm sadece „oruç“ manasına gelmektedir. Zira süküt hıristiyan orucunun amellerindendir. Fakat her halde Hz. Muhammed bu amelin teferruatını ile o kadar ünsiyet hasıl etmemiş idi; çünkü ancak hicretten sonra Mekke'de yahudilerin yaptıkları gibi, Aşüra gününde oruç tutulmasını emretmiş idi.

Yükarıda mevcut ve mevsuk en eski kaynaklara göre, Hz. Muhammed bu orucun tutulmasında da yahudi adetini kabül etmiştir; yani o gün, diğer oruçlarda olduğu gibi, yanlız gündüz değil, güneşin batmasından ertesi akşam güneş batıncaya kadar oruç tutulurdu. Hicretin ikinci senesinde, Aşüra orucu yerine, ramazan oruç ayı olarak, bildirilmiş ve ondan sonra Aşüra orucu tutmak, artık eskisi gibi, dini bir mükellefiyet halinde kalmayarak, ferdin ihtiyarına bırakılmıştır.

Neden tam bu ayın seçildiği ve müslümanlardaki oruç müessesesinin nerden alındığı hususlarına gelince, bunlara dair türlü faraziyeler ileri sürülmüştür. İslamiyete göre, bu Allahın yahudilere ve hıristiyanlara emrettiği, fakat onlar tarafından bozulmuş olup Hz. Muhammed tarafından doğru şekli ile yeniden tesis edilen oruçtur.

Şu noktaya da tebarüz ettirmek lazimdır ki, bir ayın tesbit edilmesi de tatmin edici bir tarzda izah edilmemiştir. Bundan daha fazla bir şey söylemek mümkün değildir.

Şu noktaya dikkati çekmek gerekir ki, Anadolu Alevilerdeki oruç ameli sünnilerdekinden farklıdır. Alevilerdeki oruç, Hızır nebi ile başlayan üç günlük oruç, muharremde tutulan Aşüra orucu, bir de Adak orucu vardır. Anadolu Alevi toplumu ramazan orucunu tutmadıkları gibi, ramazan (şeker) bayramına da ehemmiyet vermezler.
Hasan Dede


Almanya
2006-10-05
Hz. HASAN’IN HİLAFETİ MUAVİYE’YE TESLİM ETMESİ


Hz. Ali’nin vefatından iki gün sonra, Hicri 40 yılı ramazan ayının 20 (M. 26 ocak 661)’ci günü ıraklılar Hz. Hasan’a biat etmişlerdi. Suriyeliler ise, Muaviye taraftarı idiler. Hz. Hasan’a biyat edildikten sonra kendisi, Medayin’de Kisra’nın köşkünde Beyaz Sarayda oturdu. Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810 – 869), c.8, sa.123, D.İ.B.Y. Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.3, sa.219, E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234), c.3,sa.409-410, B.Y.

Hz. Hasan’ın tarafdarları onu suriyelilere karşı yeniden savaşa başlamağa mecbur etmek istiyorlardı. Bunların istekleri, daha o zaman Muaviye ile anlaşmağa çok istekli bu zatın hesaplarını bozuyordu. Bu haller kendisi ile ıraklılar arasında anlaşamamazlıklara sebep oldu. Iraklılar lafzen hükümdarları olan Hz. Hasan’ı fene halde kırdılar. Bu dakikadan itibaren Hz. Hasan münhasıran Muaviye’ye elçi günderip sulh diledi. Hz. Hasan bu kararını kardeşi Hz. Hüseyin ile Abdullah b. Cafer’e bildirerek: Ben Muaviye’ye ile barış yapmayı kabul ettim; diye söylemişti. Bunun üzerine Hz. Hüseyin: Hey Allah affedesice! Sen Muaviye’nin yaptıklarını doğruluyorsun da babanın şımdiye kadar yaptıklarını yalanlıyor musun? demiş; ancak Hz. Hasan ona: Sen sus! Ben bu işleri senden daha iyi bilirim; diye karşılık vermişti. Kaynak: İbnü’l-Esir (M.1160-1234), c.3,sa.413, B.Y.

Hz. Hasan’ın bu teklifi Muaviye’ye ulaştığında Muaviye beklediği bu teklifi derhal kabul etti. Muaviye, Abdullah b. Amir ve Abdurrahman b. Semüre’yi boş bir sahifenin altını kendi mührü ile mühürleyerek Hz. Hasan’a elçi olarak gönderdi; ayrıca yazdığı bir mektupta: Bu altını mühürleyip imzaladığım boş sahifede istediğin şartları yaz, bildir; hepsini yerine getirmeyi taahhüd ediyorum; diye yazmıştı. Hz. Hasan bu sahife ile Muaviye’den talep ettiği şartlar şunlardı:

1. Hz. Ali’nin ev halkından kim varsa Medine’ye gönder ki, orada sakin olsunlar.
2. Irak hazinesinden 5 bin dirhem birikmiştir, kendisine ve kardeşlerine teslim edilmesi.
3. Fars illerindeki Darabcerd şehrinin haracını kendisine verilmesi.
4. Hz. Ali’ye küfredilmemesini istedi.

Yapılan anlaşma üzerine Muaviye Medain’e geldi. Hz. Hasan’ı yanına alarak küfe’ye girdi. Hz. Hasan, Hicri 41 yılı rebiülevvel ayının 25 (M.28 Temmuz 661)’ci günü hilafeti Muaviye’ye teslim etti. Her istediği şey kendisine verildi.

Muaviye Küfe’de müslümanlara hitap ettikten sonra Hz. Hasan da kalkıp konuşmasını söyledi. Hz. Hasan da Allah’a hamd’ü sena ettikten sonra şöyle buyurdu: Ey Irak halkı! Benim gönlüm sizden soğudu. Babam Hz. Ali’nin sağlığında bunca muhalefetler ettiniz, bir gün onu gamsız bırakmadınız. Nihayet babamı öldürdünüz. Banada bunca zahmet verdiniz; üzerime hücümeylediniz; beni yaraladınız. Henuz yaram iyileşmedi. Malımı yağmaladınız. Ey Irak halkı! Eğer siz ehl-i beyti peygamber’e eza kıldınızsa da Allah hıyanette bizimle sizin aranızda hakim ve kafidir. Şu halde ben Muaviye’ye biat ettim. Sizin biatınızdan bizar oldum, dedi. Minberde indi. Kaynak: Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.3, sa.221, E.O.Y.

Hz. Hasan hilafeti Muaviye’ye bıraktıktan sonra, geri kalan ömrünü Medine’de geçirmek üzere kardeşleri ile birlikte Irak’ı terk ederek, Medine’ye çekildiler.

Hz. Hasan’ın hilafet müddeti onun yönetimi, Muaviye’ye Hicri 41 yılı rebiülevvel ayının 25’ci günü (M.28 Temmuz 661) devrettiğini söyleyen tarihçilerin görüşlerine göre, beş buçk ay sürmüştü. Fakat yönetimi cemaziyilevvel ayında devrettiğini kaydedenlere göre ise, yedi küsür ay sürmüştür. Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810 – 869), c.8, sa.123-128, D.İ.B.Y. Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.3, sa.219-222, E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234), c.3,sa.412-416, B.Y. İslam Ansiklopedisi, Leyden tabı ma.Hasan, M.E.B.Y. İslam mezhepleri ve şiilik, tercüme, Abdülbaki Gülpınarlı, sa.367-379, E.Y.

sofi
tunasun21@hotmail.com
istanbul
türkiye
2006-09-21
amerika kıtasındaki alevilik adına idameci tavrınız bizlere feyz olmalı... tüm canlara selam olsun..on iki imamların şafaati üzerimize olsun..
yankeeozan
yankeeozan@hotmail.com
istanbul
tr
2006-09-16
internet sitelerinin forumsuz olmasi dusunulemez . forumsuz sosyal icerikli siteler solmus birer cicek gibidirler . sadece sadece ilan tahtasi durumuna duserler . site her acidan yenilenmeli vede gelistirilmeli .
eger yarar saglanmak isteniyorsa
oyle degilmi sizcede ?
Hasan Dede


Almanya
2006-09-16
Hz. ALİ’NİN EVLİLİK HAYATI

Miladi 624 (H.2) senesi Hz. Ali, Fatima’yı babası Hz. Muhammed’den evlenmek için istedi. Hz. Muhammed kızının muvafakatını aldıktan sonra 480 dirhem başlık parası karşılığında ona verdi. Hz. Ali, Fatima’yı Allah’ın emri ve rızasıyla, 480 dirhem başlık parası karşılığında eş olarak kabul etti. Hz. Ali başlık parası için zırhını rehin koyarak, 480 dirhem başlık parası te’min etmiştir. H. 2. (M. 4 Ağustos 623) senesinin sefer ayında Hz. Ali ile Fatima’nın nikahları kıyıldı. Akabinde hazır camaata bal şerbeti ve hurma ikram edildi. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.309-310 A.Y. Sahih-i Buhari (M.810 – 869), c.4, sa.44 D.İ.B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Fatima, M.E.B.Y.

Hz. Ali’nin evlilik hayatı, tam bir saadet ve sükün içnde geçmiştir. O devirde birden ziyade kadın ile evlenmek adet olduğu halde; Hz. Ali, Fatima’nın vefatına kadar başka bir kadın ile evlenmemiştir. Zira bu keyfiyetin birazda peygamberden çekinmiş olması da mümkündür. Hz. Ali’nin Fatima’dan, Hasan, Hüseyin, ve Muhsin (Mühsin, küçük yaşta vefat etmiştir) adında oğulları, Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında kızları Medine’de doğmuşlardır. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.310 A.Y. Sahih-i Buhari (M.810 – 869), c.4, sa.44 D.İ.B.Y.

Hz. Ali’nin, Hz. Muhammed’in kızı Fatima’dan olma kızı Ümmü Gülsüm, halife Ömer b. Hattab ile evlenmişti. Ümmü Gülsüm'ün halife Ömer'den, Zeyd b. Ömer adında bir oğlu ve bir de kızı dünyaya gelmişti. Halife Ömer b. Hattab onunla evliyken vefat etti. Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm, halife Ömer b. Hattab öldükten sonra Avn b. Cafer ile evlendi. Zira Avn b. Cafer'in Ümmü Gülsüm'den çocuğu olmadı. Avn b. Cafer, Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm ile evliyken öldü. Ümmü Gülsüm, onun ölümünden sonra Muhammed b. Cafer b. Ebü Talib ile evlendi. Muhammed b. Cafer, Ümmü Gülsüm'den hiç çocuğu olmadan öldü. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.311 - 314 A.Y.

Hz. Ali’nin, Hz. Muhammed’in kızı Fatima’dan olma kızı Zeynep, Abdullah b. Cafer b. Ebü Talib'i seviyordu. Zeynep'in Abdullah b. Cafer'den, Ali b. Abdullah adında bir oğlu dünyaya gelmişti. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.314 - 315 A.Y.

2. Fatima’nın vefatından sonra Hz. Ali, Ummu’l-Benin binti Haram el-Kellabiye ile evlenmişti. Bu hanımından Abbas, Cafer, Abdullah ve Osman adlarında dört oğlu dünyaya gelmişti. Ancak Cafer, Abdullah ve Osman bunlar Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbela’da şehit olmuşlar.

3. Hz. Ali, Temim kabilesinden Mesüd’un kızı Leyla ile evlenmişti. Bu hanımından Ubeydulla ve Ebü Bekir adlarında iki oğlu dünyaya gelmiş, bu iki oğlu da Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbela’da şehit olmuşlar.

4. Hz. Ali, Hasam oğullarından Umeys’in kızı Esma ile evlenmişti, bu hanımında küçük Muhammed, Yahya ve Avn adlarında üç oğlu dünyaya gelmiş, bu üç oğlu da Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbela’da şehit olmuşlar.

5. Hz. Ali, Benü Tağlib kabilesinden Rabia’nın kızı Sahba ile evlenmişti, bu hanımında Ömer ve Rukiyye adlarında çocukları dünyaya gelmişti. Sahba, Halid b. Velid’in Aynu’t-Temr’de ele geçirmiş olduğu esirlerden biriydi.

6. Hz. Ali, Ebu’l-As’ın kızı Umame ile evlenmişti. Umame, Hz. Muhammed’in kızı Zeyneb’in kızı idi. Bu hanımında ortanca Muhammed adındaki oğlu dünyaya gelmişti.

7. Hz. Ali, Hanifeoğullarından Cafer’in kızı Havle ile evlenmişti, bu hanımında büyük Muhammed adındaki oğlu dünyaya gelmişti. Bu oğlu Muhammed b. Hanefiyye diye meşhur idi.

8. Hz. Ali, Urve b. Meshud es-Sekafi’nin kızı olan Ümmü Said ile evlenmişti, bu hanımında Ümmü Hasan ve büyük Remle ile Ümmü Külsüm adlarındaki kız çocukları dünyaya gelmişti.

9. Hz. Ali, Kelboğullarından İmrü’l-Kays’ın kızı Mahabba ile evlenmişti, bu hanımında küçük yaşta vefat eden bir kızı dünyaya gelmişti.

Taberi’nin beyanına göre, Hz. Ali şehit olduğu gün 14 erkek çocuğu ve 17 tane de kız çocuğu hayatta idi. Hz. Ali’nin nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye, Abbas ve Ömer adlı oğullarından yürümüştür. Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.217-219 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.404-405 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Ali M.E.B.Y.

gafur911
gafur911@hotmail.com
toronto
kanada
2006-09-08
evet
forum yok
forum olmayinca
eksik oluyor siteler
forum ekleyebilir misin siteye
mumkunmudur bu . simit kokusu adinda bir forum . kanadada bunun gibi bir forum cok yararli olur
fikret yılmaz
lapestfiko@hotmail.com
istanbul
türkiye
2006-09-05
adamın birisi sahilde hızlı bir şekilde birşeyler toplayıp denize doğru atıyormuş bunu gören cocuk merak eder ve yanına gider adam sahile vuran deniz yıldızlarını bir azimle toplayıp denize attıgını görür ama okadar çok deniz yıldızı sahile vurmuşki cocuk adama sorar amca ne yapıyorsun der adam bu deniz yıldızlarını hayata geri döndürüyorum der cocuk buna karşın amca okadar çok varki ne değişecek der adam tekrar bir avuç daha denizyıldızını denize attıktan sonra cocuğa döner ve derki bak onlar için çok şey fark etti der FİKRET YILMAZ
fikret yılmaz
lapestfiko@hotmail.com
istanbul
türkiye
2006-09-05
tüm canlara selamlar kanadada yaşayan dostlar ben 34 yaşında yeni evli biriyim eşimle birlikte kanadaya göç etmeyi düşünüyoruz bu konuda bana fikir verecek ve yardımcı olacak dostlarla irtibata geçmek istiyorum biz kararlıyız bu konuda şimdiden tüm dostlara teşekkür ederim
muzaffer
ber.fin@hotmail.de
dortmund
almanya
2006-08-31
merhaba CANLAR sayfanizi begendim cok güzel bir sekilde hazirlamisiniz, ve tabikii sizleri örnek alarak kendime bir ait site hazirladim ve sizden siteye konular hakkinda destek rica ediyorum umrarim ricami bosa cikarmasiniz. ILERDEKI CALISMALARINIZIN DEVAMINI DILERIM :

SAYGILARIM LA

www.muzaffer-saba.beep.de
Ali Erkün
boran_1982_A@hotmail.com
Yıldızdağı (SİVAS)
Türkiye
2006-08-30
ANADOLU'DAN UZAKTA VERDİĞİNİZ ALEVİ MÜCADELESİNDEN DOLAYI SİZLERİ TEBRİK EDİYORUM CANLAR, PİRSULTANIN YAYLASI YILDIZDAĞINDAN SİZLERE SELAM OLSUN.
ALİ.
Hasan D.

Berlin
Almanya
2006-08-22
Makale yazarı: Pir Ali Baba Tarih, gün ve saat : 22. Agustos 2006 14:41:

Hz. ALİ’NİN ÖLÜMÜ

Nehrevan savaşından ailesinin mühim bir kısmını kaybeden aileden bir kadının kocası olan Abdurrahman b. Mülcem el-Muradi, Şebib b. Becere ve Verdan adlı hariciler, Nehrevan savaşında katledilen akrabalarının intikamını almak için, halife Ali b. Ebü Talib’i öldürmek üzere, ittifak etmişlerdi.

Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin ölüm sebebini şöyle anlatır: Abdurrahman b. Mülcem Şebib ve Verdan adlı suikastçılar mescidin kapısının önünde gizlenir. Hz Ali evden çıkıp mescide yürürken, Şebib üzerine atılarak, kılıcını savurur, ancak kılıç kapının kenarına çarpar. Arkasından Abdurrahman b. Mülcem şöyle der: Ya Ali, hüküm ancak Allah’ındır; senin ve adamlarının değildir deyip, Hz. Ali’nin tam başı üzerine bir kılıç vurur; kılıç beynine kadar işler. Abdurrahman b. Mülcem Hz. Ali’ye darbe indirip kaçacağı sırada Hz. Ali: Bu adam kaçıp kurtulmasın, yakalayın, diye seslenince orada bulunup sesini işiten halk hemen Abdurrahman b. Mülcem’i yakalamışlardı. Ancak rivayetlere inanmak lazım gelirse, Şebib ve Verdan adlı suikastçılar kaçarak kurtulur.

Sonra Hz. Ali’yi yaralı halde eve götürdüler. Bu sırada Hz. Ali: Bu adamı yanıma getirin, diye buyurdu ve Abdurrahman b. Mülcem’i huzuruna getirdiler. Hz. Ali ona: Bu cinayeti neden işledin?, diye sorunca Abdurrahman b. Mülcem: Senin kanını helel buldum ondan ötürü ki, sen çok kan eyleyip hadsiz adam öldürdün, diyerek karşılık verdi, Hz. Ali Hz. Hasan’a dedi: Eğer ben ölecek olursam onu da beni öldürdüğü gibi öldürünüz. Eğer ölmeyip de sağ kalacak olursam ben onun hakkında gereken hükmü veririm. Bunun üzerine Hz. Hasan Abdurrahman b. Mülcem’i hapsetti.

Bu arada Cündeb b. Abdullah Hz. Ali’nin huzuruna gelerek: Şayet seni kaybedersek „ki inşallah kaybetmeyiz“ senden sonra Hz. Hasan’a biat edelim mi?, diye sordu, Hz. Ali de: Ben bu konuda size ne emir veririm, ne de sizi bundan alıkoyarım. Siz kendi işlerinizi daha iyi bilirsiniz; diye cevap verdi.

Hz. Ali bu yaranın etkisiyle, üç gün sonra, H. 40 yılın ramazan ayının 17. (M. 23 ocak 661) cuma günü vefat etti. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, cesedini yıkadılar, üç parç kefen ile kefenlediler. Cenaze namazını, Hz. Hasan dokuz tekbir (İbnü’l-Esir’e göre, yedi tekbir) ile kıldırdı ve Küfe’de sultan sarayı ile mescid arasında defenettiler ve mezarının yerini belirsiz ettiler. Ertesi günü Hz. Hasan emretti, Abdurrahman b. Mülcem’i öldürdüler. Müslümanlar cesedini alarak hasırlara sarıp ateşe verdiler. Kaynak: Taberi, (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.3, sa.214-217 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.3, sa.397-402 B.Y.

İkinci bir rivayete göre, Hz. Ali Küfe civarında, bu şehri Fırat nehrinin taşımalarından koruyan sedler yakınında bir yere gömülmüş idi ki, daha sonra burada, Necef şehri (bugünkü Meşhed Ali) inkişaf etti.

Üçüncü bir rivayete göre, Hz. Ali Medine’de Fatima’nin mezarı yanına (yani bugünkü cennet el-baki kabristanından medfundur) defnedilmiş idi.

Dördüncü rivayet ise, Hz. Ali’nin mezarı Kasr el-İmara civarında olduğu rivayet edilmektedir. Buna göre, Necef’teki mezar, gerçekte Hz. Ali’nin mezarı değil de, islamdan önceki devirden kalma mukaddes bir mezar olabilir; zaten burada Adem ve Nüh’un mezarlarının bulunduğu da söyleniyordu. Kaynak: İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Necef, M.E.B.Y.

Hz. Ali’nin farzedilen mezarı üzerinede büyük bir türbe, Hicri 369 (M.979) senesi Deylem asıllı Büveyhi hükümdarı Azud el-Davla (M.936-983) tarafından inşa ettirdi ki, hükümdar Azud el-Davla ile oğulları Şeref el-Davla ve Baha el-Davla’nin gömülmüş oldukları bu türbe Hamd Allah Mustavfi (M.1281-1350) zamanında hala mevcud idi. Kaynak: İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.8, sa.609-610 ve c.9, sa.25 ve sa.193 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma. Adududdevle M.E.B.Y.

DEVAMI - Hz. ALİ’NİN EVLİLİK HAYATI


pacificline
ozan955@hotmail.com
pacific okyanusu
pacific
2006-07-23
evet . arkadaşlarinda dedigi gibi artık butun sosyal icerikli sitelerin forumlari var ( esya arayanlar , esya satanlar , oda arkadasi arayanlar ,cesitli konularda soru sormak isteyenler ,bilgi almak isteyenler , cesitli konular hakkinda bilgi vermek isteyenlerin bulustugu bir forum yani genel amacali bir foruma ihtiyacimiz var ) forumlar web sitelerini beslayen ana unsurlardan biridir vede sitelerin en guyuk yardımcıdır her anlamda . Sn. Baskanım forum istiyoruz :)
İrfan Gürel
irfangurel@hotmail.com
Toronto
Kanada
2006-07-21
Merhabalar,

Bu sitenin hazırlanmasından sorumlu kişi olarak merak edenlere bir şeyi açıklama gereği duydum. Sitenin pek aktif olmadığı bir gerçek. Kimse aksini iddia edemez. Ancak bir forum bölümü eklemek bu sorunun çözümü değil. Bu siteyi kurmaktaki amacımız aynı konuların tartışıldığı forumlar yaratmak, gündelik haberlerin kopyala yapıştır tekniği ile tekrar tekrar insanlara sunulduğu bir site oluşturmak değildi. Kesinlikle küçümsemek amacı ile söylemiyorum ama o tür siteler ve forumlar bence gereken sayıdan çok daha fazla var. Zaten bu sitelerin pek çoğuna 'Linkler' bölümünde yer vermekteyiz. Önerebileceğiniz başka siteleri de eklemek her zaman mümkün.

En büyük rüyam bu inanca gönül verenlerin, dürüst, doğru ve kaliteli yorumlara, yazılara, forumlara ulaşabileceği sadece bir veya birkaç site görmek. Çok seslilik elbette çok güzel ama iyi şeylerin yanında her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, kimin ne söylediğinın tam olarak belli olmadığı bir zamandan geçiyoruz. Bu kargaşaya kendi yorumlarımızı da eklemektense, gerek Kanada ve gerek tüm dünyaya yayılmış Aleviler için taşların yerine biraz daha oturmasını beklemeyi daha uygun görüyorum.

Gönlümden geçen, özellikle Kanada'da yaşayan toplumumuza, ama genel olarak herkese derneğimizin varlığını duyurmak, derneğe ulaşmalarına aracı olmak, dernek faaliyetlerinden ve Kanada'daki kültürel faaliyetlerden halkımızı haberdar etmekti. Yıllardır olması gerektiği halde olmayan bir eksikliği kendi imkanlarımla tamamlamaya çalışıyorum. Bir tek kuruş talep etmediğim gibi kendi cebimden domain name ve hosting masraflarını karşılıyorum. Hiç bir çıkar gözetmeksizin iş ve aile hayatından çalabildiğim sınırlı zaman dilimlerinde bu amacı gerçekleştirmeye çalışıyorum. Sayfanın gerektiği kadar sık güncellenmediğini biliyorum.
Her ne kadar bu görevi daha iyi yapabilecek birini aradımsa da talip olan çıkmadı. Malesef zamanı olanların bu konuda bilgisi, bilgisi olanlarınsa zamanları yok. Ayrıca dernek yönetimide hem moderatörlük hemde sitenin geliştirilmesi görevinin bende kalması için ısrar etti.

Bu fırsatı kullanarak herkese bu sitenin daha iyi olabilmesi için elimden geleni yaptığımı ve yapacağımı ama yönetim kurulununda onaylaması şartı ile bu görevi daha iyi yapabilecek birine teslim edebileceğimi belirtmek istedim. Geçmiş etkinliklerde çekilmiş fotoğrafların mümkün olan en kısa zamanda ekleneceğini, ama şu anda önceliği üye bilgilerinin, yönetim kurulunun işlerini kolaylaştırmak için bilgisayar ortamına aktarılması konusuna verdiğimi bilmenizi istiyorum. Anlayışınız için çok teşekkür ediyor, herkesin ancak birlik olursak güçlü olacağımızı anladığı, birbirimize köstek değil destek olduğumuz günlerin bir an evvel gelmesi dileği ile herkesi gönülden selamlıyorum.

Saygılar,

İrfan Gürel
Site sorumlusu
Tuncay
planet.music@lycos.de
stuttgart
almanya
2006-07-14
selamlar.maalesef siteniz cok ..ama cok passif!!
hic aktuel degil! bu hem ziyaretsi defterinden belli,hende "Haberler-toplum haberleri" bölümünden belli.
Aylardan beri gecmis bir Konserin yazisi daha halen orda.
bu site ile ilgilenen yok herhalde,yada pek aktiv ilgilenen yok.
Umarim degisir.Ama bir önceki arkadasin yazdigi gibi...burda bir forum olmazsa zaten hic godru dürüst aktiv bir site olamaz.
selamlar ve saygilar
Ali
boran_1982_A@hotmail.com
İstanbul
Türkiye
2006-07-14
merhaba canlar, Pirsultan diyarı Yıldızdağından tüm canlara selam olsun. bir gün ben de oraya gelcem, sizlere bağlamamla türküler söyleyeceğim. hedefim oraya gelip akademik hayatıma devam etmek,
Daimi
nanelkas@mynet.com

Türkiye
2006-07-10
Selamlar.. Ya ben Birleşik Amerika'da alevi birliği yada siteleri olup olmadığını öğrenmek istiyorum ..Bilen varmı acaba ?
Genc Aleviler Harekati
yola_cagri@yahoo.de


2006-07-10
Alevi yolu sitesi Alevi Birligine karsi tutumunu kiniyoruz..

Sitenizi yakindan takip ediyoruz , sizin Alevilik diye bir sorununuz yok.
yanlizca „ Derin devlete" hizmet etmek icin Alevi sahsiyetlerini katillerinize ihbar edecek kadar özel bir görev yaptiginizi görüyoruz.
Haci Bektas belediye baskani derin devletin usaklarindan Selman Pakoglu it’ini nasil "Alevilerin piri olan Gazi metin"ile ayni kefeye koyup degerlendirirsiniz? Selman Pakoglu Hinzir pasalarin yolunda yürüyor "Gazi Metin,de Pir Sultanin" Yolunda yürüyor,!!
AABF ve ABF,ye karsi olan düsmanca tutumunuzdan dolayi bir gün Alevi toplumu siz ihanetcileri tükürerek tükürügünde bogacaktir. Sakin unutmayin yakin bir zaman sonra gerekli cevabi Alevilerden alacaksiniz.
Sigindiginiz o katillerde sizi Alevi toplumunun öfkesinden kurtaramiyacaktir!!.
Yüzlerce yildir Islamin hakim oldugu cografyada hapsedilen Aleviler degisen dünya kosullari ile hapsedildigi cografyadan "evrenin" her yerine dagildik..
Yüzlerce yildir islamcilar tarafindan yasaklanan "inancimizi Dünya Halklarina tanitmak icin Aleviler evrende semah dönüyorlar"
Medeni dünya Halklari ( insani ) merkezine alan "Alevi degerlerini tanidikca" islam tarafindan katledilen. Alevi toplumuna ait degerlerin ( insanligin ) kendisinin degerleri oldugunu dile getirmektedirler. "Ancak islamin Alevi toplumuna ait degerlere yeni katliamlar ve asimileler yasatmamasi icinde orta cag ilkelligine careler aramaktalar".
Siz ise yüzlerce yildir ecdatlarimizi Alevi olduklarindan dolayi katleden gerici islamlamla bireysel cikarlariniz temelinde isbirligi icindesiniz.
Bu durusunuz bir ihanettir; bu ihanetin bedelinide Alevi toplumu kesinlikle sizden soracaktir.
Alevi „ edep erkanina „ göre siz ( Düskünsünüz ) önce kendinizi islediginiz suctan arindirin,da ondan sonra pirlerimizi ve Alevi liderlerini elestiriniz.
sizlerin ardinizda ancak sizin gibi ihanetciler yürür Gazi Metin Pirimizin ardinda milyonlarca can var.AABF ve ABF nin kitlesi keza ortada Alevi toplumunun sorunu,nu gercek anlamda bu kurumlar savunmaktalar.
Neden Alevilerin icine girip bu söylemden öteye gitmeyen suclamalarinizi Alevi kitllerine aktarmiyorsunuz, kapali kapilar arkasinda atip tutuyorsunuz ?

"Su tv Düzgün tv Hakinda "sitenizdeki suclamalarinizi okudugumuzda sizler Alevi degil Anadolu Halklarini katleden mantigin savunucularisiniz;
irkci, milliyetci, gerici güclerle birlikte koro halinde bu düsüncelere sahip insanlarla yürümektesiniz.
Cem tv,ye olan övgülerinizde Izzetin Dogan gibi Türk - Islam sentezisiyle Alevileri Türklestirmeye calisan devlet memurlugunu yapan, yasami boyunca ihanet etmekten baska Alevilere bir sey vermeyen tiplemelerle ne kadarda iyi anlasiyorsunuz degil mi ?

Sarilin birbirinize alcaklar Alevilere kötülük yapanlar helbette bir gün hesabinida verecekler.
Bu sefer kaybedeceksiniz Alevi toplumu ve Anadolu Halklari sizin gibi Halklara düsman cikarlariniz icin kendi degerlerini satanlara son sözü helbet söyleyecektir..


Genc Aleviler Harekati..GAH

ALEVİWEB
aliyilmaz2002@hotmail.com
İSTANBUL
TÜRKİYE
2006-06-28
BU SESE KULAK VER...

Kimine göre 15 kimine göre 25 milyon Alevinin yaşadığı Türkiye'de devletimizin resmi Televizyon kurumu TRT'de Alevilere yönelik haber ve programların olamaması tepki topluyor. Daha önce defalarca dillendirilen "bizimde sesimize yer verin" istekleri hep havada kaldı.TRT, başta muharrem ayı olmak üzere Alevilerce kutsal ve önemli sayılan günlerde dahi Alevilere yönelik hiçbir program yapmadı. Şu günlerde Abdal Musa Anma Etkinlikleri ve Pir Sultan Abdal'ı Anma etkinlikleri düzenleniyor.TRT bırakın konu hakkında program yapmayı, bu etkinliklere hakkında küçük bir haber dahi yayınlamıyor.

Sevgili dostlar;

Bizim vergilerimizle ayakta duran ve hizmet veren bu kurumun sesimizi duyması ve Alevilerin haklı taleplerine yer vermesi için lütfen uyaralım.

Partizanca kadrolaşma, adam kayırma olaylarının yaşandığı, sansürün had safhaya ulaştığı ve hükümetin sesi olma misyonu biçilen ve için için kaynayan TRT'ye tepkimizi gösterelim.

Sizleri TRT'ye e-mail yollamaya ve bu konuda dayanışmaya çağırıyorum.

Lütfen bir kaç dakikamızı ayırıp bir mesaj yollayalım.Bu ülkede bizde varız diyelim.
Şimdiden duyarlılığınız için teşekürler.

E-mail adresi : trthaber@trt.net.tr - aktifhat@trt.net.tr

BU SESE KULAK VER...
****************************
TRT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
A N K A R A

BİZ ALEVİLER SADECE ANAYASAL HAKLARIMIZI İSTİYORUZ

BU ÜLKEDE VERGİ VEREN,ASKERLİK YAPAN, TÜM YURTTAŞLIK GÖREVLERİNİ EKSİKSİZ YERİNE GETİREN BİZLER ANAYASAL HAKLARIMIZI İSTİYORUZ.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

2.maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir”

10.maddesinde tüm yurttaşların “Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde” eşit olduğu belirtilmekte,

24.maddesinde ise “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. İbadet dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse dini inanç ve kanaatinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz” denilmektedir.

İşte bizler yukarıda sıralanan Anayasa maddelerinin bir gereği olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olarak TRT’den çok sesli, demokratik ve çoğulcu bir yayın çizgisi bekliyor ve talep ediyoruz.

Biz Aleviler ayrımcılık istemiyoruz. Sadece adalet ve eşitlik talep ediyoruz. Kamu hizmeti yayıncılığının en temel ilkesi eğitmek ve bilgilendirmektir. Alevilerin inançları konusunda toplumu bilgilendirmek TRT’nin başlıca görevlerindendir. Kamu hizmeti yayıncılığını ilkesinin bir gereği olarak TRT’yi göreve çağırıyoruz.

TRT Yayınlarında tüm inanç gruplarına eşit şekilde yer verilmesini talep ediyoruz.

Alevilerin kutsal kabul ettiği -başta Muharrem ayı olmak üzere- kutsal günlerde, , Alevilere yönelik programlar yayınlanmasını istiyoruz.

Alevi temsilcilerinin eşit şekilde temsil edileceği sohbet programları istiyoruz.

Anma törenlerimizin TRT'de yer bulmasını istiyoruz. Başta Hacı Bektaş-ı Veli, Abdal Musa Sultan, Pir Sultan Abdal olmak üzere Alevi ulularının anma törenlerine TRT’de yer verilmesini istiyoruz.

Cem törenlerimizin belirli bir program dahilinde ve her periyotta farklı bir Cemevinden olmak üzere yayınlanmasını istiyoruz.

Sünni yurttaşlarımız gibi aynı şekilde bizlerde önem verdiğimiz, kutsal saydığımız günlerde hatırlanmak istiyoruz.

Aleviliğe özgü inançsal ritüellerin; Cem, Semah, Kerbela Matemi ve Muharrem Orucuna özüne uygun bir şekilde yer verilmesini istiyoruz.

Aleviler olarak T.C Anayasasında ifadesini bulan haber alma hakkımızı istiyoruz. Alevi dünyasındaki gelişmeleri duymak,öğrenmek,bilmek istiyoruz. Basın, yayın ve haberleşme hürriyeti,haber alma hakkı anayasal haklarımızdır.Biz sadece hakkımızı istiyoruz.

Çok sesli, demokratik ve çoğulcu bir yayın anlayışı istiyoruz. Anayasanın eşitlik ilkesi gereği bütün yurttaşları kapsayan, tüm toplumun sesi olabilen, ülkedeki her rengi, her sesi, tüm kültürel ve inançsal zenginlikleri yansıtabilen. bir yayın politikası istiyoruz.

TRT'nin her iktidar degişikliğinde, mevcut çizgisinden tamamen koparılarak, personeli ve genel yayın çizgisi değistirilip, iktidardaki partinin çıkarları doğrultusunda yayın yürütmesinide kınıyoruz.Ayırmcılığın,siyasi tarafgirliğin, partizanlığın merkezi haline getirilmeye çalışılan TRT'yi eşit,tarafsız ve adil bir yayın çizgisine davet ediyoruz.

TRT üzerindeki siyasi baskıların son bulmasını,tek tip,ve taraflı yayın doğrultusunda, sadece iktidar partilerininin borazanı niteliğinde kulanılmasına son verilmesini istiyoruz.

Özellikle son dönemde artan tek taraflı dini yayınlar yoluyla Demokratik,laik rejimin temel taşlarının yerinden oynatılmak istenildigini fark ediyor ve Alevi vatandaşlar olarak büyük bir rahatsızlık içinde bütün bu olanları kaygı ile izliyoruz.


Ve son olarak diyoruz ki;

Alevilere yönelik yapılacak yayınlar bizleri bölmez. Tam tersine birleştirir. Diğer inançlardan yurttaşlarımızın bizleri ve inancımızı tanıması, öğrenmesi bizleri yakınlaştırır. Anadolu mozayiği içerisinde “insan sevgisi,hoşgörü ve 72 millete bir gözle bakmayı” düstur edinen Alevi felsefesi ve toplumu, toplumsal kaynaşmanın, birlik ve beraberliğinde anahtarıdır.

Ayrımcı uygulamalar vatandaşın devlete olan güvenini zedeler, içten içe bir küskünlük yaratır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli kurumlarından birisi olan TRT’yi, tüm yurttaşları,inançları,değerleri kucaklayan bir yayın politikası izlemeye davet ediyoruz.

Saygılarımızla.

ALEVİWEB "TRT BU SESE KULAK VER" KAMPANYA GÖNÜLLÜLERİ

http://www.aleviweb.com/forum/
yenal YILDIRIM
yenal_yildirim@hotmail.co.uk
istanbul
TÜRKİYE
2006-06-22
Merabalar Yeniden Tüm CANlara,
İlk girdiğim andan beri hergün girmeye çalışıyorum bu siteye.Ama sanırım arkadaşlar sitenin ne kadar aktif olduğunu ziyaretçi defterinden anlıyoruz.Benim bir fikrim var sizlerle ve değerli yöneticilerle paylaşmak istiyorum bunu..bana göre burada bir forum linki oluşturulsa burası daha aktif ve daha hareketli bir hale gelir.. hareketliden kastım burayı diğer chat siteleri gibi yapmak değil.. düşüncelerimizi paylaşmak fikir alış verişinde bulunmak bunun bence son bir kaç yılda en güzel örneği forumlardır.. yazılar yine foruma yazılmadan önce okunarak konulacak ve moderatörler eşliğinde site daha aktif hale gelecek.. bu sadece benim önerim içimde kalacağına siz canlarla paylaşmak istedim..Doğal olarak bunun hakkındada yöneticilerin elbette bir kaç kelime açıklama yapacağını doğal olarak bekliyoruz.. Görüşüme karşı olan canların eleştirileri bekliyorum.. Eğer böyle bir faaliyet söz konusu olursa çok güzel olacağını inanıyorum.. Bir kere yazdımda ikinciye artık yazılmaz gibi bir düşünceye sahip olmasın canlar burası bizim sitemiz ben böyle görüyorum en azından..!! Kanadada bulunan ve Dünyanın dört bir yanında bulunan kardeşler için İSTANBUL'dan saygılar sevgiler.. ^^ESEN KALINIZ^^
SivasliCANLAR UNUTULMAYACAK

almanya
stuttgart
2006-06-21
site güzel
ben almanyadan
sivaslicanlar icin radyo actim dinleyebilirsiniz
www.SivasliCANLAR.de.vu
Yenal YILDIRIM
yenal_yildirim@hotmail.co.uk
istanbul
TURKİYE
2006-06-20
tüm CANlara slmlar,
Allah varki bu sitenin adresi elime geçince hemen sayfayı açtım ve Artık biz Canların TR sınırları içinden taşıp dünyaya yayıldığımızı görmek 22 yaşında genç bir öğrenci kardeşiniz için ne kadar sevindiriciyse sizin bu sevincinizi tahmin edemiyorum! Her Alevi Genci gibi bende okuyarak kendi aslıma yakışır örnek bir insan olmak istiyorum. Bu siteyi oluşturan tüm CANların ve diğer CANLARIN huzurunda onlara teşekkür etmeyi bir borçbiliyorum.. klasik olacak ama yazarken cidden kelimeler kifayetsiz kalıyor..!! Eğer elimden gelebilecek birşey olursa mail adresimden bana ulaşabilirsiniz.. İstanbuldan yazıyorum ama izmirde okuyorum.. tekrar tekrar tşk. eder yöneticilere, Daha Güzel Günler Görmek Umuduyla Esen KalınıZ..
DJ ZaZa
djzaza62web.de
duisburg dersim
almanya
2006-06-12
SLMMMMM Siteniz hem yararli hemde cok hos. Basarilarinizin devamini dilerim. Saygilarimla www.djzaza.de ...
onurcan
muziksiz_asla@hotmail.com
istanbul
türkiye
2006-06-08
merhaba canlar siteyi şans eseri buldum ama bundan sonra şansa ihtiyacım olmıyacak çünki sizin gibi insanlar sayesinde alevilik ve engin düşünme benim cevremi sardı inşallah hep özümüzü koruyabiliriz saygılarımla...
PİR SULTAN GENÇLİĞİ


TÜRKİYE
2006-05-31
ABF İSTANBUL BİLEŞENLERİ :

ABF İstanbul bileşenleri olarak inançlarımız üzerinde kimsenin ticari rant elde etmesini kabul etmeyeceğimizi, Alevi değerlerinin ticari amaçlar uğruna kullanılmasına izin vermeyeceğimizi, bu dostlarımızın Barışın ve Semahın ticaretini yapmaktan vazgeçmelerini bir kez daha haykırıyor ve talep ediyoruz. Alevi öğretisine hizmet edecek bu tür organizasyonların başta Alevi Bektaşi Federasyonu olmak üzere, İstanbuldaki Alevi Bektaşi kurumlarının tamamı tarafından veya ABF bileşenleri ile birlikte organize edilmesini uygun görmekteyiz. ... 29.05.2006 ...

ALEVİ DEĞERLERİ DEJENERE EDİLEMEZ !

ALEVİ İNANCI TİCARİ AMAÇLA KULLANILAMAZ !

BARIŞ RADYOSU BARIŞIN VE SEMAHIN TİCARETİNİ YAPMAKTAN VAZGEÇSİN !...
Ali erkün
boran_1982_A@hotmail.com
İstanbul
Türkiye
2006-05-27
YUSUF DEDE KİMDİR?

Yusuf Dede’nin mezarı, Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Yusufoğlan Köyü mezarlığı içerisindedir. Köyümüz adını Yusuf Dede’den almıştır; köyümüzün adından da anlaşıldığı gibi, biz aslında Yusuf Dede’nin çocuklarıyız, torunlarıyız.
Mezarın eski halini anlatacak olursak; Mezarın yüksekliği bir metre kadardı. Etrafı, gelen kişilerin oturması için betonla yapılmış taş duvarla çevrilmişti. Mezar 2004 yılında restore edilmiş, Yusuf Dedemize yakışan bir anıt haline getirilmiştir. Mezarın etrafında çalı ve kuşburnu ağacı bulunmaktadır. Mezarın etrafında yetişen bütün her şey kutsal olarak kabul edilir ve asla onlara zarar verilmez. Bunlara dilek dilenerek çaput bağlanır. Rüyalarında değişik şeyler gören yöre halkı, rüyasının hayırlı olması için bu mezarın ve suyunun olduğu yere lokmalar getirirler. Mezarın alt tarafında da yatırın adının verildiği “Yusuf Dede Suyu” bulunmaktadır. Bu su da kutsal kabul edilir ve içenin şifa bulacağına inanılır.
Ne zaman yaşadığı konusunda kesin bir şey söylenmeyen Yusuf Dede, buralarda yıllarca dedelik yapmış On İki İmam soyundan gelen bir zattır. Bu nedenle Yusuf Dede, Yusufoğlanlılar ve bölgedeki Aleviler tarafından kutsal bir Eren olarak kabul edilir.
Yusuf Dede’nin Yıldız Dağının eteklerine, nereden ve hangi dönemde geldiği konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. Fakat köy halkının söylencesine göre, Yusuf Dede diğer alevi önderleri gibi (Pir Sultan, Hubyar Sultan gibi) Horasan ellerinden gelen ulu bir zattır.
Yusuf Dede, Yıldız Dağının eteklerinde bulunan bu güzel ve şirin bölgeye yerleşerek Alevi felsefesini yaşatmış ve Cem yürütmüştür. Dedemizin Yusufoğlan toplumu üzerinde öyle saygın bir yeri olmuş ki, köye dışarıdan gelen ve aslen Sünni mezhebine bağlı olan bazı aileler bile Alevi yolunu seçmişlerdir. Aslen Sünni olan bu aileler zamanla buradaki halkla bütünleşerek tek bir toplum haline dönüşmüşlerdir. Düzgün Baba’nın Dersimliler için nasıl bir önemi varsa, Yusuf Dede de Yusufoğlan halkı için o derece önemlidir. Yusuf Dede Yusufoğlanlılar için her şeydir, köy halkına göre; O her zaman onları izler, takip eder ve kötü davranışta bulunanları cezalandırır. Kişi kötü bir davranışta bulunmadan önce Yusuf Dede’yi düşünmelidir.
(Köyümüzün simgelerinden biri olan Yıldızdağı hakkında da birçok rivayetler bulunmaktadır, bunlar gelecek araştırmalarımızda konu edilecek, ana kaynak olarak da A.KENANOĞLU - İ.ONARLI’nın eserlerinden yararlanılacaktır).


Yusuf Dede, şu nedenlerden dolayı ziyaret edilmektedir:
Havalar kurak gittiği zaman yağmur duası için Yusuf Dede’ye gidilir. Dua ve niyazdan sonra kurban kesilir.
Baş ağrısı, boğmaca ve öksürüğü olanlar, her türlü nazardan korunmak ve yapılan sihir ve büyülerin bozulmasını isteyenler, düşük yapan kadınlar ile doğumu zor olan hamileler, herhangi bir kaza geçirenler, kötü rüya görenler ve evlenmek isteyip de evlenemeyenler Yusuf Dede’ye giderek dua ve niyazda bulunup kuşburnu ağacına çaput bağlarlar. Dileklerinin kabul olması için tavuk ve horoz kesenlere de rastlanmaktadır.


Yusufoğlan halkının önceleri iki tane yerleşim yeri vardı, bunlardan bir “Yukarı Köy” diğeri de “Aşağı Köy”dü. Yukarı köyde yaşayanlar zamanla köyün alt kesimlerine yerleşmişler ve Yukarı Köyde kimse kalmamıştır. Yukarı köyün örenlerini günümüzde de görmek mümkündür.

Not: Araştırmalarımız hala devam etmektedir, saygılarımla Ali Erkün.

Kaynak:

1. Ahmet Gökbel
2. Yusufoğlan Köyü Araştırma Komisyonu ve Köy Halkı
Gulbahar AKDENIZ
kadinkolu@kanadaalevi.com
Toronto
Canada
2006-05-14
GÜLLER ELİNDE SOLMASIN, TEBESSÜM YÜZÜNDEN EKSİK OLMASIN, MUTLULUK İSE YOLDAŞIN OLSUN...

BÜTÜN ANNELERİN "ANNELER GÜNÜ" KUTLU OLSUN

Pir Ali Baba
s.alibaba@hotmail.de
Berlin
Almanya
2006-05-13
14 MAYIS ANNELER GÜNÜ

İnsanlık tarihi boyunca annelerin özgür seçim hakkının kısıtlandığı veya elinden alındığı, çarşaf, peçe, görücü usulüyle evlenme, başlık parası, duygularını, arzularını ifade etme, kendi yaşamını kendi iradesiyle belirleme hakkının hiçe sayıldığı, anne olarak kadının özerkliğini yitirdiğinin ve üzerinde bir iktidar kurulduğunun belirtileridir.

Aile yuvasında insan neslini devam ettirebilmek için büyük zorluklarla karşılaşan anne, yavrusunu dokuz ay karnında taşır, hamilelik süresince pek çok güçlükle karşılaşır, hayati tehlikeleri de göze alarak çocuğunu doğurur. Cefakar anne hiç bir şeye gücü yetmiyen bebeğini büyütmek için, uykusundan, istirahatinden ve sıhhatınden feragat eder.

Yola göre, yaratılış itibari ile kadın ile erkek eşit olarak yaratılmıştır. Bu iki cinsin birbirinden üstün bir tarafı yoktur. Kadın ile erkek bir bütünün iki parçası dır. Evde işte ve ibadette kadın erkek eşitliği esas dır. Pir Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi:

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hak’ın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok
Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinden

Şuna dikkati çekmek gerekir ki, cahili töre ve adetlerin hakim olduğu müddetçe, anne için özgürlük ve eşitlik kelimeleri çok şey ifade etmiyor.

Anneler gününü en engin saygılarımla kutlarım, sümürüsüz, savaşsız ve şiddetsiz huzur dolu nice-nice anneler günü nasip olmasını temenni ederim.

Pir Ali Baba

Alevicanlar
alevicanim@yahoo.ca
Toronto
Kanada
2006-05-09
Kuzey Amerika'da bizlere ait tek alevican@yahoogroups.com'dir bunun disin'da alevican adi altin'da acilmis olan guruplara uye olurken lutfen dikkat edin cunku kimligi belirsiz kisiler tarafin'dan aciliyor bizlere kasitli duzensiz oyunlar oynaniyor....

Bizim gurubumuz alttaki linktir

http://groups.yahoo.com/group/alevican/
Gulbahar
kadinkolu@kanadaalevi.com
Toronto
Canada
2006-05-05
Merhaba Canlar,
Hidirellez tum alevi dostlara kutlu olsun.

Hidirellez'in yanisira Sultan Newruz,
Muharrem Orucu, Hidir Orucu,
Kurban Bayrami, Abdal Musa
Lokmasi da Alevilerin onemli gunleridir


KIZILÇULLU YOLU

Hidirellez günü, Kizilçullu yolu
Beni herkes severdi çocuklugumda
Arabaci yanina oturtur
Kirbaci bana verirdi

Ben Fitnat hanimin oglu,
Zayif bir kizi severdim
Gözlerinin içi gülerdi.

Hidirellez günesi,
Beraber tirmanmadik mi agaçlara?
Siz kanatmadiniz mi ellerimi
Elma çiçekleri?
PSAKD ANTALYA ŞUBESİ
iletisim@psakd.org
ANTALYA
TÜRKİYE
2006-05-05
Yeni siteniz çok güzel.Çalışmalarınızda başarılar. Linkler bölümüne derneğimizin linklerini eklerseniz seviniriz.

http://www.pirsultan.net/
PSAKD GENEL MERKEZİ

http://www.psakd.org/
PSAKD ANTALYA ŞUBESİ

http://pirsultanabdal93.sitemynet.com/ PSAKD KADIKÖY ŞUBESİ

http://respir.sitemynet.com/pir/index.htm PSAKD REŞADİYE ŞUBESİ

http://gop.pirsultan.sitemynet.com/cemevi PSAKD GAZİOSMANPAŞA ŞUBESİ
Veli Aslan

Köln
Almanya
2006-05-05
Kanada Alevi Kültür Merkezi yetkililerine,Önce sitenizde kendi özümüzün güzelliklerini görmek ve duymak beni çok mutlu etti. Ben aleviliğin müslümanlıkla ilgisi olmayan bir inanç olduğunu biliyordum; fakat kendimi ifade etmiyordum. Pir Ali Baba’nın ray adlı makalesini okuduğumda çok gururlandım ve alevi toplumu adına övündüm. Herkese de bu makaleyi okumalarini tavsiye ederim.

Siteyi hazırlayan ve bizleri yolumuz ve kültürümüz ile kaynaştıran pir Ali’ye teşekürü bir borç bilirim. Hızır yoldaşınız olsun.
RAHMİ TANRIVERDİ
rahmitanriverdi79@hotmail.com
ANTALYA
TÜRKİYE
2006-05-01
SEVGİLİ CANLAR BÖYLE BİR GÜZELLİK HAZIRLAYIP SUNDUGUNUZ İÇİN ÖNCELİKLE EMEĞİ GEÇEN TÜM CANLARA CANI GÖNÜLDEN MUHABBET VE SEVGİLERİMİ SUNARIM...
SONRASINDA İSE BURDAKİ CANLAR KANALI İLE TÜM ERENLERE VE EHLİBEYT SOYUNA ANTALYADA BULUNAN 4 YILDIZLI OTELİMİZE HEPİNİZİ BEKLERİM ...
WWW.maximasbeach.com.tr
00902428249567
00902428249571
GSM: 00905437719719
HEPİNİZE SAYGI SEVGİ VE MUHABBETLERİMİ SUNARIM ALİ GARDAŞINIZ HIZIR YOLDAŞINIZ OLSUN GERÇEĞİN DEMİNE HU MÜMİNE YA ALİ !!!
Pir Ali Baba
s.alibaba@hotmail.de
Berli
Almanya
2006-05-01
SÜNNET GELENEYİ

Sünnet, bu tabir hassaten erkeklerin sünneti hakkında kullanılır; kadınların sünneti için ayrı bir kelime vardır ki, o da hafz’dır. Sünnet, mısırlılar, israililer, edomiler, ammoniler ve moabi gibi, eski kavimlerde icra edilen bir gelenektir. Kaynak: Tevrat, Yeremya, Bap 9 /ayet 25.

Sünnet, eski Arabistan’da umümi bir adet idi. Sünnet’ten, Kur’an’da değil, hadislerde bahsedilir. Hadislerde, Hz. İbrahim’in 80 yaşında olduğu halde Kadum Küyünde sünnet edildiği naklediliyor. Zira hadis’te sünnet’in islamiyetten evvel bir çok eski kavimlerde icra edilen umümi bir gelenek olduğu kabül edilmiştir. Kaynak: Sahih-i Buhari, hadis No: 1375 D.İ.B.Y.

Sünnet ile alakalı eserlerde, bu geleneyin menşe’i, ilk manası, terici yayılması ve inkişafına dair muhtelif gürüşler vardır. Bu görüşleri tek-tek tetkik etmek lüzümlu görmiyorum. Ancak işaret edilmesi gereken bir husus Mekke’de, tahar ismi verilen sünnet (hitan) ayinlerinde erkek çocukları 3 ile 7 yaş arasında sünnet edilirler; kızlar için düğün yapılmaz. İşaret edilmesi gereken ünemli bir husus da islam aleminden, şeriatin ahkamına uygun olarak bir çok kavimlerde, kadınlar da erkekler gibi sünnet edildikleri malümdur. Bu uygulama, kadınların zevk ve isteklerini körertmek için yapılan insanlık dışı bir uygulamadır. Kaynak: İslam ansiklopedisi, leyden tab-ı mad. Hitan, M.E.B.Y.

KİRVELİK KURUMU

Kirvelik, iki aile arasmda karşılıklı saygi, sevgi ve göven esasına dayalı bir dostluk bağıdır. İki kabile arasındaki küskünlük ve dargınlığa son vermek, huzur ve göveni sürekli kılmak amacıyla da kirvelik tesis edilir. Şu noktaya tebarüz ettirmek lazimdır ki, sünnet ameliyatı sırasında kirvenin kucağında kan damlanması iki aileyi veyahut iki kabileyi, birbirine bağlıyan ve dostluk bağını sürdüren en güçlü inanç unsuru olmuştur. İki yol kardeşinin çocukları bacı, kardeş derecesindedir, üç göbeğe kadar aralarında evlilik kesinlikle söz konusu olamaz. Bu kuralı ihlal eden talib başkalarına ibret dersi olacak bir cezası olmak üzere, evvela yol müşkülü sayılır. Müşkül kişi özünü Pir divanında dara çekip aklanıp paklanmasa düşkün ilan edilip toplumdan dışlanır.

Talib toplumu inancında sünnet, sadece erkek çocuklara özgü temizlik için yapılan cerrahi bir ameliyattır. Sünnet ameliyattının hangi yaşlarda yapılacağına dair ise, ortak bir görüş yoktur. Talib toplumunun yaşadığı diyarlara göre, 4 ile 12 yaşına kadar değişmektedir; fakat her anne ve baba erkek çocukların sünnet ameliyatını yerine getirmekle mükelleftir.

SÜNNET DÜĞÜNÜ

Sünnet düğünü, erkek çocukların sünnet edilmesi münasebetiyle yapılan düğünler ailelerin iştimai vaziyetlerine göre kapalı mekanlardan tertiplendiği gibi, açık bir alanda da davullu, zurnalı, oyun ve halaylara vesile olur.

Çocuğunu sünnet edecek aile, dört hafta önceden Miazını da yanına alarak çocuğuyla birlikte kirvesini ziyaret eder. Bu ziyaretin anlamı ise, iki aile bir araya gelerek sünnet düğünü tarihini ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Bu kararın akabinde hazırlıklara başlanır ve davetiyeler dağıtılır. Dügün günü addet gereyi kirve çocuğu evine götürür, banyo yaptırır, imkanlar dahilinde çocuğa gözel elbiseler giydirir.

Bu arada çocuğun ailesi tarafinda çocuk için bir oda ve özel bir yatak hazırlamp oda süslenir. Kirve, komşular ve davetliler çocuk için hazırlanmış olan mekana gidip yerlerini aldiktan sonar kirve çocuğu arka üstü yatağa yatırır ve dikkatini şeker, lokum gibi tatlıarla başka tarafa çekmeğe ugraşırken, sünnet ameliyatını yapan sünnetçi (şimdi bu ameliyatı doktor-cerralar yapar) penisin başını örten deriyi tamamen meydana çıkaracak derecede bir pens ile sıkıştırır ve keser. Yaranın üstüne bitkilerden elde edilen toz veya merhem konulur; umümiyetle bir kaç gün zarfında yara kapanır.

İşaret edilmesi gereken ünemli bir husus da, sünnet ameliyattından sonra sünnetçi bir havlu ortaya serer, sünnet düğününe iştirak edenler bu havluya para bırakarak dayanışmadan bulunup sünnetçinin öcretini verirler. Nihayet sünnet düğününe iştirak eden canlara verilen bir ziyafet ile sünnet düğünü de sona erer. Pir Ali Baba
Pir Ali Baba



Feramuz Acar
dabf@alevi.dk

Danimarka
2006-04-24
Danimarka dan saygi ve selamlar..
TurkulerTurnasi
benim_yolum@mynet.com
Lyon
Fransa
2006-04-12
Merhaba olsun tum canlarimiza,
Ne mutlu bizlere ki okyanusun obur tarafindada Alevilik yasiyor, ve yolumuzu, kulturumuzu yasatan canlarimiz var ve onlari selamliyorum.
Hep Bir Olmaliyiz
http://turkulerturnasi.skyblog.com
Hasan Dede

Paris
Fransa
2006-04-12
Sevgili canlar, Kanadaalevi.com, sitenizi ara-siratakip edeyorum. Bugün sitenizdeki,Raya Ma, Qirvane Xizir ve Roze Xizir, adli makaleyi okuyunca dilimi, kimliyimi ve inancimi buldum.inancimiza genis yer verdiginiz icin sizi kutluyorum, Pir Ali Baba`nin calismalarinda basarilar ve devamini temmeni ediyorum.

Hasan Dede
Pir Ali Baba
S.alibaba@hotmail.de
Berlin
Almanya
2006-04-11
HIZIR KURBANI (QIRVANE XIZIR)

Hızır’a manen yaklaşmak maksadı ile eti yenilen davarlardan birini usülüne uygun olarak kurban kesmek, hem aileyi manen tatmin edip huzur ve güvene kavuşturan bir destek, hemde komşular ve toplum arasında dostluk bağlarını kuvvetlendiren ve sosyal adaletin sağlamasına yardımcı olan mali bir ibadettir. Yolumuz bu manada kurban kesmeyi mali bir ibadet kılarak, onu en verimli ve bereketli çizgisine kavuşturmuştur.

ADAK KURBANI

ADAK, adakta bulunan kişi ile Hak arasında manevi yakınlık kuruyor. Bu adağı yapan kimseye de bir mükellefiyet yükler. Kişinin adağı yerine getirmekteki ihmal, Hak’a karşı günah sayılır, ziyan verir ve sıkıya sokar. Zira adakta bulunan kişi, mümkün mertebe, imkanlar dahilinde adağι yerine getirmeye mükelleftir.

ADAK NİÇİN ADANIR? Her hangi bir hastalık veya marazdan kurtulmak için adak adanır. Her türlü kaza veya beladan kurtulmak için adak adanır. Her hangi bir mutluluk veya şans elde etmek için adak adanır.


KURBANLIK DAVARLARDAN ARANAN ŞARTLAR!

Kurbanlιk davarlar, koyun, keçi ve sığırdır. Bu kurbanlık davarlar kür, topal, hastalıklı gibi kusurlardan salim bulunmalıdır. Gebe davarlar, gebelik süresince kurban edilmediği gibi, yavrusunu doğurduktan sonra küçük baş davarlardan anne ve yavru ancak altı ay sonra kurban edilir. Bu süre büyük baş davarlardan bir yıldır.

KURBANLIK DAVAR NASIL KESİLİR?

Kurban kesecek kimsenin aklı kusurlardan salim bulunmalı ve erginlik yaşta olması gerekir. Kurban keserken, davara eziyet vermemek için bıçağın keskin olması gerekir. Hak’a manen yaklaşmak maksadı ile, sunulan kurbanın kabul edilmesi için, dua etmek. Dua’dan sonra kurbanlık davar usuluna uygun olarak sol tarafa yatırılır ve davarın sağ arka ayağı serbest kalma şartiylan üç ayağı bağlanır. Bu sırada davarı boğazliyan kişi, Hak’kın adını üç defa tekrar eder, arkasında kurbanlık davarın gerdanına bıçak vurulur. Nefes ve yemek borusu ile şah damarı denilen ana damara kadar kesilir. Baş gövdeden hemen koparılmaz. Çünkü kanın akması için davar soğumaya bırakılır. Sonra derisi yüzülür. Eti fakir, fukara ve komşulara dağıtılır. Kayynak: Varto’ya tabi Taşçı Köyünden kain pir Bozi Ucağ’ında bulunan risaleden alınmıştır.

Pir Ali Baba
Pir Ali Baba
S.alibaba@hotmail.de
Berlin
Almanya
2006-04-11
HIZIR ORUCU

Hızır orucunun menşe’i Hızır nebi ile başlar, Cenab-ı Hak Hızır’a kendikatında nebilik vermekle birlikte ona ilminden öğretti; Hızır nebilik mertebesine eriştiği vakit, üç gün oruç tuttu. O, mübarek gün ki, perşembeyi cumaya bağlıyan Xeylas gecesi Cenab-ı Hak kendikatında içine helva konmuş sıcak yağlı ekmek (Dısimki: Miaz) ve beraberinde ebedi hayat suyu (ab-i hayat) olduğu bir sofra indirmiştir. Hızır nebi kendisine inen bu kudret nimetiyle orucunu açar, ebedi hayat suyunu içerek nura gark olup, ölmezliğe ermiştir.

Hızır nebi ile başlayan üç günlük oruç amel-i, ihtiyari bir nefs kırma olarak ilk talib toplumu tarafından kabül edilmiştir ve her talib Hızır orucunu tutmayla mükelleftir. Hızır orucu, miladi takvimine (Dısimki: peniya çeli) göre, her sene şubat ayının ikinci haftası salı, çarşamba ve perşembe günleri tutulur. Perşembeyi cumaya bağlayan gece Ayin-i Cem icra edilir. Ayin-i Cem, Ucağlarda icra edildiğ gibi, Ucağzade pirlerin evlerinde ve herhangi bir talibin evinde de Ayin-i Cem icra edilir.

Şuna dikkati çekmek gerekir ki, Hızır orucunun her mükellefi yatmadan evvel şöy1e niyet eder: Niyet ettim yarınki Hızır orucunu tutmaya, ya Hek dergah-i izzettinde kabul eyle! diye dua eder. Gecenin geri kalan kısmmda ve güneşin battığ zamana kadar oruç tutar. Oruç açarken de şöy1e dua eder: Ya Hek bizlere ihsan buyurduğun nimetlerle orucumuzu açarız; oruçlarımızı dergah-i izzettinde kabul eyle! diye dua edilir. Hızır orucunun her mükellefi kine, hırsa ve nefse egemen olmakla birlikte elini, belini ve dilini tüm kütülüklerden arındırması gerekir. Çünkü kişi kendini kötü işler yapmaktan alıkoymadaktan sonra, açlık ve susuzluktan başka bir netice elde edemez. Kayynak: Varto’ya tabi Taşçı Köyünden kain pir Bozi Ucağ’ında bulunan risaleden alınmıştır.

Pir Ali Baba


Pir Ali Baba
S.alibaba@hotmail.de

Almanya-Berlin
2006-04-10
RAY-A MA

Aslı Dısim dilinde gelen Ray (tür.Yol) kelimesi, itikat ve amellerden ibaret olan hükümlerdir. Ray’in hükümlerini kabul edip, ikrar veren kişiye de talib (Dısimki: Tolıv) denilir. Yolun, menşe’i ve menbası kendine has, kendine özgü dört rükün, kırk kapı (Dısimki: Çar him, çewres çẽver)’dan teşekül eder. Üç mevki ile de temsil edilir. Bu dört rükün, kırk kapı ve üç mevki sırası ile şunlardır:

1. Heq esto ke esto, Xızır’ik nebiye deyo, (tür.Hak’kın varlığına ve Hızır’da onun nebisi olduğuna inanmak.)
2. Venga Heq’i, (tür. Hak’ı çağırmak veya Hak’a ibadet etmek, manasındadır.)
İbadet, Hak’a sığınıp, dua etmektir. Duanın kabul olabilmesi için, insan bedenen ve manen temizlenmesi gerekir. Bu temizlik sırası ile şunlardır: 1.Vucudun cismani pisliklerden temizlenmesi. 2. Uzuvların nevsani meyillerden temizlenmesi. 3. Kalbin kötü arzulardan temizlenmesi. 4. Ruh temizliğini sağlamaktır; kişi bu suretle ruh temizliğini sağladıktan sonra özünü dara çeker ve Hak’a sığınıp dua eder.

Hak’a ibadet, iki şekilde yapılır. Biri ferdi, ferdi ibadetten maksat kişi, Hak’a sığınıp dua ederken, evvela sağ elini dudaklarına, sonra alın üzerine, son olarak sol göğüs kalbin üzerine koyup, sol elini yanına salarak, baş hafif eğilir. Diğeri ise, Ucağ (tür.Ocak)’dan toplanıp toplu halde ibadet edildiği gibi, her hangi bir talibin evinde de toplanıp toplu halde ibadet edilir.

3. Çıralıx, (tür. çıra hakkı veya ışık hakkı gibi manalara tekabül eder.)
Çıralıx, talibin sahib olduğu mallarının muayyen bir miktarını, gönül rızası ile bağlı bulunduğu Ucağ pirine verdiği Hak lokmasıdır. Her yol talibi çıralıx ödemekle mükellef olduğu gibi, pir’de talibin’de aldığı çıralıxın bir kısmiyle Ucağ giderlerini temin eder, diğer bir kısmını ise dul, yetim, fakir ve muhtaçlara adil bir şekilde dağıtmakla mükelleftir.

4. Roze Xızır guretene, (tür. Hızır orucunu tutmak, manasındadır.)
Hızır orucunun menşe-i Hızır nebi ile başlar, Cenab-ı Hak Hızır’a kendikatında nebilik vermekle birlikte ona ilminden öğretti; Hızır nebilik mertebesine eriştiği vakit, üç gün oruç tuttu. O, mübarek gün ki, perşembeyi cumaya bağlıyan Xeylas gecesi Cenab-ı Hak kendi katında içine helva konmuş sıcak yağlı ekmek (Dısimki: Miaz) ve beraberinde ebedi hayat suyu (ab-i hayat) olduğu bir sofra indirmiştir. Hızır nebi kendisine inen bu kudret nimetiyle orucunu açar, ebedi hayat suyunu içerek nura gark olup, ölmezliğe ermiştir.

Yukarda ana hatlarıyla belirtmiş olduğum bu dört rükün, etrafında zengin bir talib topluluğu meydana gelmiştir; talib toplumu inanç ve kurallarla yaşar. Kurallar ise birkaç temsilciyi zaruri kılar. Bundan dolayıdır ki, talib toplumunun idari, ibadet ve ahlaki faliyetleri üç mevki ile temsil edilir. Bu üç mevki sırasıyla şunlardır:

1. PİR, (tür.Pir, talib toplumunun en yüksek temsilcisinin unvanıdır.) Pir’den aranan ehliyet şartları ise şunlardır: Pir soyundan olması, bedeni ve akli kusurdan salim, dört rükün, kırk kapı eğitimini tamamlamış, bütün ahlaki mazyetlere sahip, idari işlerine muktedir ve talib toplumunun birliğini muhafaza etmektir.

2. RAYVER, (tür. Rayver, yol gösterici veya yolun ruhani önderi, manasındadır.)
Rayver, Ucağ (tür.Ocak)’da veya Ucağa bağlı bir mekanda talib toplumunu eğitip yetiştiren ilim sahibi bir öğretici. Rayver, Ayin-i Cem (Dısimk: Cıvat) yürütmek, cenaze hizmetlerini yerine getirmek, nikah kıymak gibi, inanç bazındaki bütün hizmetleri yerine getirmede beceri ve kabiliyet sahibi olmalıdır. Rayver’den aranan ehliyet şartları ise şunlardır: Bedeni ve akli kusurdan salim, dört rükün, kırk kapı eğitimini tamamlamış, talib toplumunun örf ve adetleri bilmeye muktedir ve diğer ilimlerden de haberdar olması şarttır.

3. MORŞIT, (tür. Mürşit, talib toplumu arasında vuku bulan dava ve hadiselerde hüküm veren hakim makamına tekabül eder.) Mürşit, özünü dara çeken davacı veyahut davalıya müsevi muamele, tarafların söz haklarını muhafaza etme, taliblerin kendilerine serbestçe arzettikleri hadiseleri, hazır bulunan canların büyük bir ekseriyetinin müşterek rızaları unsuru ile hüküm verme yetkisine sahiptir. Mürşit’in kararında katiyet asıldır ve talib mürşit kararına itiraz edemez. Mürşit’ten aranan ehliyet şartları ise şunlardır: Bedeni ve akli kusurdan salim, dört rükün, kırk kapı eğitimini tamamlamış olmalı, talib toplumunun örf ve adetleri bilmeye muktedir, milli örf ve adetlerin orijinal karekterini daima muhafaza etmeli ve talib toplumu arasında çıkan bütün ihtilafları çözümleme ehliyetine haiz olması şarttır. Kaynak: Varto’ya tabi Taşçı Köyünden kain pir Bozi Ucağ’ında bulunan risaleden alınmıştır.

Pir Ali Baba

Can Kaya
ckproje@hotmail.com
Istanbul
Turkiye
2006-04-02
Butun CAN'lara selam
Kanada Manitoba Universitesinde 8 Mayis 2006'da baslayacak 4 ay sureli Akademik Ingilizce kursu için 1 hafta evvel Ankaradaki Kanada konsolosluguna basvurdum.Umarim vize verecekler.Bu surecte internette yaptigim arastirmalarda sizlerin varligindan haberdar oldum ve itiraf etmeliyim ki bu kadar guclu,orgutlu ve yaygin bir iliski aginin varligi beni oldukca sasirtti.Ayni zamanda da sevindirdi.
Sivas Divrigi Ovacik koyu kokenliyim 36 yasindayim ve 1 yasindan beri de Istanbul'da yasiyorum.Istanbul Universitesinde Siyasi tarih ve Ortadogu uzerine Master yaptim.Bu konuda cesitli calismalarim ve tezlerim var.Uluslararasi isci hareketleri ve sendikalarin Krizi uzerine de ana tezimi hazirladim.
Bu birikimimi gerek Kanadaya geldigimde gerekse de Istanbul'a dondukten sonra sizlerle paylasmak isterim.
Manitoba Winnipeg'deki Alevi toplumu hakkinda bilgi paylasiminda bulunursaniz sevinirim.Baglanti kurmak isteyenler icin 2 Mayis tarihinde Winnipeg'deki "Canadinn" otelinde olacagim.E-mail adresim ckproje@hotmail.com.
Saglicakla kalin CAN'lar

ahmet akkus
akkus311@hotmail.com
toronto
kanada
2006-03-23
butun canlara merhaba uzun bir aradan sonra yine yaziyorum dernegimizin calismalarinda beraber olalim ben kanada alevi dernegi kultur sorumlusu olarak calismalarda sizlerle olmaktan onur duyarim genclerimizi semah ve diger etkinliklerde daha fazla gormek isterim
serdarkulu
serdarkulu@hotmail.com
MERSIN
TURKEY
2006-03-23
MERSIN HACI BEKTAS VELI KULTUR VE DAYANISMA DERNEGI 2005 YILI ACILIS KONUSMASI...

Sayın DİVAN değerli konuklar Hacı Bektaşı veli felsefesinin insana giden yolun emektarları değerli delegeler….

Sözlerime Bir Deyim ile başlamak istiyorum…
İyi düşün, doğru söyle, güzel yap….
Özellikle bugün zamanınızı gerçekleştirmiş olduğumuz bu kongreye katkı sunmak iyiye güzele doğruya sorumluluk ve bilinçle bu yolun emektarlarını katkı sunmak için burada bulunduğunuz için sizlere yürekten teşekkür eder ve sizleri saygı ile selamlarım….
Sevgili canlar bu genel kurulumuzun geçmişten bu güne bin bir emek ve çabayla yaratılan bu kültür merkezimizin gelecekte doldurabilecek inancı ve umuduyla burayı dayanışma ve ilim merkezi yapabilecek yönetimi seçmek üzere buradayız….
Bir zaman tünelinden geçerek buraya geldiğimizi hepimiz gayet iyi biliyoruz…
Çok değil bundan 15 – 20 yıl evvelinde alevi olduğumuzu söylemek bile bizi korkuturdu…
Küçümsenirdik horlanırdık şimdi bütün dünyaya ve halkımıza yarattığımız kültür merkezlerimizde ; cem evlerinde özgür ve aleni konuşuyor, kendi yönetimimizi seçiyor ve kaygısız bir yürüyüşün içinde bulunuyoruz…
Bu günlere kolay gelmediğimizi Gayet iyi biliyoruz , sivas’ta yakıldık…maraş’ta katledildik...
Çorum ve Malatya olayları yakın tarihimizin bedelleridir…
Bu gün Avrupa birliğine girerken artık dünya Alevilerin inanç,ibadet ve kimlik haklarının teslim edilmesini istiyor…
Bunlar bu toplumun kazanımlarıdır…Ama bu yetmiyor henüz işin başındayız daha yapacak çok işlerimiz var.Bu genel kurulda yapacağınız seçim ve seçeceğiniz yönetim dürüst, inançlı, emekçi, geliştirici Birlik ve beraberliği için yapılması gerekeni hiç tereddüt göstermeden yapabilen insanların seçimidir.
Biz arkadaşlarımızla bu inançla aday olduk onun için siz değerli canların karşısındayız…
Siz değerli canların desteği ve güvenini almış olmak bu yürüyüşümüzde bize ilham ve ışık olacaktır…
Bütün tasarruf ve çalışmalarımızı sizlere danışarak tartışarak karar alıp hiçbir canı kendimizden ayrı tutmadan ayrılıkları birliğe kardeşliğe çevirmenin çabası ve azmi içinde olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın…
Sevgili canlar, fikir ve görüşlerde her zaman aynı yerde olmaya biliriz… ancak bu ayrılmamızı değil farklılığımızın birliğe beraberliğe ve karşılıklı saygıya dönüşmesi esas düşüncemiz olacak…
Bizi bir araya getiren inanç ve yaşam biçimimizdir. Fedakarlık bu değerler etrafında birlik ve dayanışmamızdır… biz bu inançla yönetime talip olduk bu inançla ve sizlerin desteği ile bu yolda yürüyeceğiz..
Bizler göreve gelirken geçmişi ile olduğu gibi görev ve sorumluluk bilinci ile önümüze koyduğumuz hedefler var bunları siz canlarla hayata geçirmek için bu göreve talibiz…
Kim olduğumuzu Aleviliğin ne olduğunu olmazsa olmazlarımızın bir tarife ihtiyacı var.
Farklı söylem ve yaklaşımları birliğe çevirmek için akil bilge dedeleri bir araya getirerek
Bir dedeler kurulunu oluşturacağız..
Ayrıca bu ülkede Alevilik inancı ile ilgili bilim adamı akademisyen aydın ve aktivistlerinde içinde olduğu Alevilik felsefesi inancını bilimsel ve sosyolojik tartışmalarını yapacak bunu halkla paylaşacak 40 ‘lar meclisini oluşturmayı hedefliyoruz…
Diğer yanda şehrimizde yaşayan sanayici ,iş adamı, esnaf ve kanaat önderlerini zaman zaman bir araya gelmesini periyodik olarak görüş, öneri ve düşüncelerini almak önümüze koyduğumuz hedefler için katkı sunmalarını sağlayacağız…
Sözünü ettiğimiz dedeler kurulu 40’lar meclisi ve şehrimizin ileri gelenleri ile ortaklaşa Aleviliğin değer ve inanç birliği için panel toplantı sempozyumunu düzenleyerek halk ile kaynaşmasını sağlamak esas görevimiz olarak düşünüyoruz…
Bu çalışmaları önce Mersin ve ilçelerinde ardından Türkiye genelinde bizim kurumlarımızla paylaşarak birliğin yolu için hayata geçirmeyi planlıyoruz…
Bu düşüncemizin hayat bulması için önce katkılarınız sonrada biz yönetime talip olanlara vereceğiniz destek ve güvenle başarıya ulaşacaktır…
Cem evimizin ve kurumlarımızın ibadethane olması için öncelikle okuma , eğitim ve öğretim alanı olması gerekir…
Eğitilmiş bilge akıl donanım sahibi bireyler bu kurumlar birer okula dönüştüğü zaman mümkün olacaktır.Bizler yönetime aday olurken ; bu kutsal mekanı bir ilim ,irfan, inanç ve insanlığa hizmet eden , kendi inancını öğrendiği gibi dünyadaki inanç ve farklılıkları öğrenen donanımlı bir insan olmayı hedefliyoruz…Bu topluma ait olan bu kurumda sağlıktan eğitime sosyolojiden felsefeye kadar gerek resmi gerekirsede özel idari yapılarla görüşmeler yapılarak bütün bu konularda eğitim başta olmak üzere sağlık ve sosyal her alanda danışmanlık hizmeti ve bu konuda çalışma grubu oluşturulacaktir..
Önümüze koyduğumuz hedeflerden bir taneside her Cuma akşamı ibadet günü olarak tertip edip bunu icra etmek için çalışmalarımız mutlaka olacaktır…
Yerel radyo ve televizyonlardan alevi felsefe inanç ve ibadeti ile ilgili programlar yapılarak hem kitlemizin hemde diğer inanç gruplarının aydınlanmasını sağlayarak yüz yıllardan beri oluşan hurafe, iftiraların ve yalanların ortadan kalkmasını sağlayacağız.
Bu çalışmamızda önümüze koyduğumuz hedefler arasındadır.
Yine hedeflerimiz arasında gençlik en ihmal ettiğimiz ve kopmanın giderek yaygınlaştığı bir süreçteyiz…
Gençlerimiz arasından en donanımlı ve bilgili olanlarından seçeceğimiz gruplar ile gençlik kolları grubunu oluşturacak ve gençlerimizi bilgilendirmek için çaba sarf edeceğiz…
Sevgili canlar içimizde bulunan Kır saçlılar iyi bilirler; Cem olayı başlı başına kaide ve kuralları olan bir ibadet şeklidir…
Edep erkan olunarak tamamen dünya ile bağınızı koparmanız aynı zamanda kendinizi diğer duygulardan arındırmanız esastır.
Cem küskünlerin barıştığı yerdir. Her canın yüreği beyni ile karşısındakini canı kabülüdür.
Riya iftira ve yalan asla kabul görmez…
Toplumla barışık olmak esastır haksız zülüm yapan fitne ve kin sahibi cem ve cemaatte olamaz. Tövbe etmek ve tövbekar olmak muhakkaktır…
Bunu yapmayan düşkündür ve bu toplumda hiçbir zaman yeri yoktur.
İnancımız odur ki; önümüze koyduğumuz ve sorumluluğunu üstlenmek istediğimiz görev
Ağır bir görevdir. Bu bilinçle ve azimle bu göreve talibiz…
Huzurunuzda ben ve yönetimimizde görev alacak arkadaşlar bu inançla yola çıktık.
Siz değerli canların desteğine ve oylarınıza talibiz.
Siz inançlı kararlı insanlarımızın desteğini esirgemeyeceğinizi biliyor ve inanıyorum.
Bu inanç ve güvenle göreve talip olduğumu yeniden bilmenizi istiyorum.
Sevgi her şeyin ilacıdır… ve bizim mayamızda sevgi var. Sevgiye ,bilgiye inancı ile yaşayan güzel insanlar hepinizi sevgi ve muhabbet ile kucaklıyorum.
Rehberimiz ilk sözümüzdür…
İyi DÜŞÜN , doğru SÖYLE , güzel YAP….
Her şey birlik ve beraberlik için
GELİN CANLAR BİR OLALIM…SEVGİ SAYGI VE MUHABBETLE…

HUSEYIN ALI BAYSAL
HACI BEKTASI VELI KULTUR VE DAYANISMA DERNEGI MERSIN BASKANI
Yucel BABAOGLU

Toronto
Kanada
2006-03-21
33. Olum yildonumunde AŞIK VEYSEL'İ ANIYORUZ

1894 Mayis ayinda dogan ,kucuk yasta gozlerini cicek hastaliginda kaybeden ,dunyamizi hepimizde olmasi gereken gonul gozuyle goren ,deyisleriyle her zaman yasayacak degerli asigimiz 21 Mart 1973 ' de Hakka yurudu.
Anisi onunde saygiyla egiliyoruz


SEREN TİMUR
www.seren_timur@hotmail .com
istanbul
Türkiye
2006-03-14
Size yapmiş olduğunuz çalişmalardan dolayı BAŞARILAR dilerim,ve başarılarınızın devamını temenni ederim....
Gülbahar
kadinkolu@kanadaalevi.com
Toronto
Kanada
2006-03-06
8 Mart 2006
1857 yılında New York'lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart, tüm dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.

Şeref Karataş
seref@ceynet.org
Çorum
Türkiye
2006-02-27
Bizler çalışmalarınızı olanaklarımız ölçüsünde sizlerin çalışmalarını uzaktan izlemeye çalışıyoruz. Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Sizlerden ve çalışmalarınızdan yararlanmak istiyoruz. Tüm canları; alevilerin demokratik tartışma platformuna davet ediyoruz.
Yürek dolusu sevgiler.
www.aleviweb.com
selen yılmaz
blueskirtman@hotmail.com
???
???
2006-02-21
BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM
Grup Turnalar-ibrahim Akkaya
babaturna@hotmail.com
istanbul
Türkiye
2006-02-17
Sitenizdeki Sanatçılarımız ile ilgili Linklere turnalar.com u da ekleyebilirseniz çok sevineceğiz.Tüm canların sanal dünyada ki adresimize sizlerin vasıtası ile erişebilmesi dileklerimizle saygılar ve sevgilerimizi gönderiyoruz.
GRUP TURNALAR
Grup Turnalar-ibrahim Akkaya
babaturna@hotmail.com
istanbul
Türkiye
2006-02-17
Ülkemizden çok uzaklarda ki faaliyetlerinizi gururla takip ediyor ve takdirle karşılıyoruz.Her zaman yanınızda olduğumuzu belirtiyor ve Çalışmalarınızda Başarılar diliyoruz.
GRUP TURNALAR
İskender YILDIZ
iskenderyildiz46@mynet.com
Mardin
TÜRKİYE
2006-02-15
Mardin’den merhabalar.Kahramanmaraş İli’nin Göksun İlçesi’ne bağlı olan Keklikoluk Köyü’ndenim. Fırsat buldukça kent,köy,kasaba ve il tanıtıcı siteleri ziyaret etmeye çalışıyorum. Tanımak ve tanıtmak adına bu türlü çalışmaları yararlı buluyorum. En azından oralara gelmiş gibi oldum. Kanada'da en çok Calgary Kenti'ni merak ederim.Güzel bir ülke Kanada.Tabi davulun sesi buradan hoş geliyor. Web ekibine bu güzel olanak için teşekkür ederim.Kahramanmaraş Göksun Keklikoluk Köyü ve Sivas İmranlı Doğançal Köyü başta olmak üzere selam bekleyen herkesi selamlarım.
http://www.keklikoluk.somee.com
http://www.keklikoluk.tk/
www.goksun.gov.tr
www.goksun-meb.gov.tr
http://iskenderyildiz46.sitemynet.com/Keklikoluk/
www.sivastr.net
http://www.goksun.bel.tr/
http://www.ntvmsnbc.com/modules/egitimedestek/
Izzet Meric
izzet-aga@ofir.dk
Ringsted
Danimarka
2006-02-14
Merhaba canlar..
Yeni secilen yönetim kuruluna, calismalarinda basarilar dilerim..

Danimarka Alevi Genclik
Suat Delice
s.delice@cemevi-gooi.nl
Huizen
Hollanda
2006-02-11
Canlar,
Öncelikle sizlere Hollanda’dan saygı ve sevgilerimi iletirim. Yapmış olduğunuz Cem evi projenizde ve verdiğiniz emeklerden dolayı sizlere teşekkür ediyorum ve hak yardımcınız olsun. Bizlerde sizler gibi bir Cem evi edinmek için emek veriyoruz. Su anda Cem evimizin 2006 Mart ayında belediyeye inşaat başvurusu sunma aşamasına gelmiş bulunmaktayız.

Evet, ne kadar zor ve emek gereken iş olduğunu çok ama çok iyi biliyorum.

Kanadaki canlarıma rica ediyorum, bu canlarımıza yardım edin ve sahip çıkın, bu ve buna benzer çalışmalar birlik ve berberlik içinde olur. Gelin Canlar Bir Olalım diyoruz, hadi bir olalım ki diri olalım.

Saygılarımla, Suat Delice

‘t Gooi Cemevi Vakfı y.k.bşk

www.huizen-alevi.nl
www.cemevi-gooi.nl
Aziz CANBAY
aziz@canbayahsap.com
HATAY-MALATYA
TÜRKİYE
2006-02-11
Çalışmalarınızda başarılar diler, dernek yöneticilerini kutlarım.
Aziz Canbay
ZEYNEL & KENAN KARDESLER
info@zeynelkenan.net
Berlin
Almanya
2006-02-10
Merhaba Canlar. Dünyanın öteki ucunda kültürümüzü yaşatan yaşattıran bütün can dostlara selam olsun.
ROJIN PRODUCTION
rojin@rojinproduction.com www.rojinproduction.com
TORONTO
KANADA
2006-01-26
Çalışmalarınız için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.
serdar
serdar_dagdelen@yahoo.ca
toronto
kanada
2006-01-06
canlar merhaba.asagida baska bir can bir yahoo grup adresi vermis.fakat bundan baska bir tane daha grup adresi ve web sitesi var.bu kultur merkezimizin veya bu sitemizin bu arkadaslarla bir ilgisi varmi?

adresler soyle :

http://groups.yahoo.com/group/alevi_can/

web siteside :
http://www.geocities.com/alevi_can