Açık yürekle konuşan düşman, içten pazarlıklı dosttan iyidir.
Hz. Ali

Bildiri

KAMUOYUNA AÇIKLAMA: TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI’NIN ALEVİ KARŞITI SÖYLEMİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ

 Aşağıda imzası olan dernek ve grupların, Alevi ve Alevi olmayan, Kuzey Amerika’nın çeşitli yerlerinde yaşayan üyeleri olarak bizler, Türkiye’nin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son zamanlardaki Alevi karşıtı söylemlerinden ve AKP hükümetinin Alevi kökenli kişileri sivil ve askeri bürokrasiden tasfiye etme yönündeki çabalarından derin endişe duymaktayız. 

 12 Eylül, Pazar günü oylanacak (kimi hukukçulara göre yargının yürütmeden bağımsızlıgını ortadan kaldıracak) anayasa değişikliklerine ‘evet’ oyu verilmesi için yaptığı miting konuşmalarında, Erdoğan muhtelif defalar Alevileri hedef alan “yargıda belli bir mezhebi grup var,”  “bana Alevi hakimler ceza verdi” türü sözler etmiştir. Ayrica, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bazı üyelerinin Alevi kökenlerini ima ederek “dedelerden artık talimat alınmayacak” ifadesini kullanmıştır.  Hem Tayyip Erdoğan hem de Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek gibi AKP’nin diğer üyeleri, ana muhalefet partisi CHP’nin yeni başkanı Kemal Kılıçtaroğlu’nun Aleviliğini (ve Kürtlüğünü ve kimi iddialara göre annesinin Ermeniliğini) kamuoyu önünde defalarca ve alaycı bir tavırla vurgulamışlardır. Bu talihsiz durumu daha da vahim kılan, kaynağı bizzat MHP genel başkanı Devlet Bahçeli  olan, AKP’lilerin MHP’nin tabanına “yüksek yargıdan Alevileri temizliyoruz”  şeklinde propaganda yaptıkları yönünde basında çıkan haberlerdir. Tüm bunlar, önerilen bazı anayasa değişikliklerinin Alevi karşıtı amaçlar taşıdığı yönündeki korkuları arttırmakta ve teyit etmektedir.

 Biz inanıyoruz ki başbakanın ve partisinin bü tür söylemleri ve uygulamaları Türkiye Devleti’nin Alevi vatandaşlarının anayasal haklarını ihlal etmekte  ve demokratik değerler ve insan hakları ile doğrudan çelişmektedir. Bizler ayrıca, bu tür provakatif ifade ve uygulamaların, yakın geçmişte muhtelif kereler örneklerini gördüğümüz türde toplumsal çatışamaları tetikleyebileceği yönünde ciddi kaygılar taşımaktayız.

 Bu yüzden bizler başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisinin ve partisinin şu ana kadar yaptığı Alevi karşıtı ifadelerini geri almasını, kendisinin ve partisinin  ayrımcı söylemlerine ve ugulamalarına derhal son vermesini ve kamuoyu önünde bunlardan dolayı özür dilemesini istiyoruz. Ayrıca hem siz basın mensuplarını, hem de demokratik değerleri ve insan haklarını savunan, Türkiye’deki ve dünyadaki tüm sivil toplum örgütlerini  Türkiye’deki Alevi toplumunun  sorunlarına karşı daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.

 Aleviler Kimdir?

 Türkiye dışında şaşırtıcı derecede az tanınan Aleviler ve onlarla iç içe geçmiş Bektaşiler Türkiye’deki en büyük ikinci inanç grubudur ve genellikle ilerici ve seküler siyasi tavırlarıyla bilinirler. Türkiye nüfusunun %15 ile % 25 arası bir bölümü Alevidir, ayrıca Balkan ülkelerinde yaşayan küçük Alevi-Bektaşi toplulukları da vardır. Alevilik ortodoks İslam’dan, Sufism ve İslam öncesi mistik geleneklerle olan bağlantısı; şer’î kuralları ve cinsiyet ayrımcılığını kabul etmeyişi; ve hem erkeklerin hem kadınların katıldığı,  müzik eşliğinde deyişler okunan ve semah dönülen toplu ibadetleri ile ayrışır.

 Geçmişte Aleviler, onlara dinsel ve siyasal alandaki muhalif tavırları nedeniyle şüpheyle bakan Sünni çoğunluğun ve devlet otoritelerinin korkusuyla ibadetlerini gizli yaparlardı. Aleviler 1950’lerden itibaren köylerden kentlere göçetmeye başladılar, ama 1980’lerin sonu ve 90’ların başında yaşanan Alevi kültürel canlanışına kadar Alevilik Türkiye’de üzerinde konuşulmayan ve yazılmayan bir tabu olarak kaldı.  Bu tarihten sonra Alevi inanç ve kültürü toplumda büyük görünülürlük kazanmış olmakla birlikte, Aleviler halen inanç özgürlüğünün temel haklarından mahrumdurlar. İbadethaneleri olan cemevleri halen yasal olarak kabul edilmemekte ve Alevi çocukları ilkokuldan lisenin sonuna kadar verilen zorunlu din derslerinde Sünni-ortodoks İslam’ın gereklerine göre eğitilmektedir.

  

  

PUBLIC DECLARATION TO CONDEMN THE TURKISH PRIME MINISTER’S REMARKS ABOUT THE ALEVI MINORITY

We, as members of the organizations and groups listed below, of Alevi or non-Alevi background, living in different parts of North America, are making this public declaration to express our deep concern about the recent discriminatory remarks of Recep Tayyip Erdoğan, the prime minister of Turkey, against the Alevi minority of the country and the measures taken by his government to remove individuals of Alevi background from positions in the military and the judiciary.

During his campaign speeches in support of the proposed constitutional changes that will be on the referendum ballot on Sunday, September 12 (which some worry will undermine the judiciary’s autonomy from the executive branch,) Erdoğan repeatedly complained about the “domination of high judicial posts by a clique of Alevis” and about “the Alevi judges” who in the past “judged him guilty.” He also made culturally-coded remarks about the Alevi heritage of some members of the High Council of Judges and Prosecutors whom he  described as those who “receive orders from the dedes,” the dedes being the religious leaders of the traditional Alevi communities. Both Tayyip Erdoğan and other members of the Justice and Development Party have also made sarcastic remarks about the Alevi (and Kurdish, and reportedly his mother’s Armenian) background of the recently elected head of the secularist, center-left Republican People’s Party, the main opposition to the Islamist JDP. To exacerbate this unfortunate state of affairs, there have also been reports in the press concerning lower-ranking JDP members who have been traveling throughout the country in order to gather support from conservative elements in other parties by emphasizing their goal of “ridding the judiciary of the Alevis.” This confirms widespread, growing fear of the anti-Alevi nature of the some of the proposed constitutional changes.

 We believe that such remarks and measures as cited above by the prime minister and other members of the JDP not only contravene the fundamental rights of Alevi citizens of Turkey as outlined in the constitution of the secular Turkish Republic, but also infringe on the very essence of democratic values and human rights. We are also deeply disconcerted about possible public confrontations that such agitating remarks and measures may trigger between the different sectarian communities, many examples of which we have unfortunately experienced in the relatively recent past.

 Therefore, we urge the prime minister, Recep Tayyip Erdoğan, to stop and rescind his and his party’s other members’ anti-Alevi campaign and deliver a public apology for his discriminatory remarks. We also call upon the members of the press and the members of NGOs committed to the promotion of democracy and human rights in the US, in Turkey, and in the rest of the world to be more sensitive and diligent about addressing problems faced by the Alevi community in Turkey.

 Who are the Alevis?

 Though surprisingly little known outside of the country, Alevi communities, together with the kindred Bektashi order, constitute the largest sectarian minority in Turkey, and are generally associated with progressive secular political parties and ideas. They make up anywhere between 15-25% of the population of Turkey, with smaller pockets of related groups in the Balkans. The Alevi belief system differs from that of mainstream Islam because of its affinity with Sufism and a number of pre-Islamic mystical traditions; by its repudiation of Sharia and rejection of gender segregation; and by the Alevi tradition of communal rituals attended by men and women, where hymns are recited to music and the ritual dance semah is performed.

 In the past, Alevis practiced their religion in secret due to fears of harassment by their Sunni neighbors and the state authorities who viewed them with suspicion because of their religious and political non-conformism. They began migrating from their villages into big cities in the 1950s, but Alevism continued to be a taboo subject in Turkey until the so-called Alevi cultural revival of the 1980s and early 90s, which brought an unprecedented visibility to Alevi religion and culture.  Nonetheless, the Alevis are still deprived of  their basic rights of religious freedom. Their places of worship, the cemevis, are still not legally recognized and Alevi children are indoctrinated with the Sunni-orthodox version of Islam in the mandatory religious classes they attend from elementary school through high-school.

 

 PAZAR SOHBETLERI - SUNDAY TALKS, New York, 1996 Aims to Remove Obstacles to Freedom http://groups.yahoo.com/group/Pazar_Sohbetleri/

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 KANADA ALEVI KULTUR MERKEZI -- CANADIAN ALEVI CULTURE CENTRE, Toronto, 1996 http://www.kanadaalevi.com/

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

AMERIKA ALEVI KULTUR DERNEGI -- AMERICAN ALEVI CULTURAL SOCIETY, New York, 1997

ROCHESTER ALEVI CEMAATI- ROCHESTER ALEVI COMMUNITY -- Rochester, 2010 Rochester, New York

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir