Her işte kendinden üstününü ara, bunu fırsat bil; kendin gibilerle vaktini heder edersin.
Şeyh Sadi

Birlik Cemimizi yaptık

Cem 2010Kültür Merkezi'mizin şu anki durumuna gelmesinde büyük emeği olan Dede Dertli Divani'nin tavsiyesi ile Kanada Alevi Kültür Merkezi'nin davetlisi olarak Birlik Cemi'ni gerçekleştirmek üzere Toronto'ya gelen Mehmet Turan Dede mütevazi kişiliği, Alevilik konusundaki berrak görüşleri ve güzel muhabbetleri ile bir haftalık kısacık bir süre içerisinde toplumun gönlünü ve takdirini kazandı.  

Hazırlıkları bir süredir devam eden Birlik Cemi 21 Kasım 2010 tarihinde 821 Runnymede Road adresindeki Ace Place Concert & Banquet Hall'da yapıldı. Yaklaşık 400 kişinin katıldığı tahmin edilen Cem başından sonuna çok güzel bir ortamda geçti. 14 kişinin kurban adağı yaptığı, pekçok insanın evlerinden getirdikleri lokmaların paylaşıldığı, Alevilik değerlerinin tekrar hatırlandığı güzel bir gün yaşandı. Ceme katılanların ayrılırken yaptıkları bağışlar Cem'in tüm masraflarının fazlası ile karşılanmasına yetti. Yardımda bulunan, bulunamayan, o Ceme katılarak o güzel günü bizimle paylaşan, organizasyonda ve hizmetlerin yerine getirilmesinde katkı sunan tüm canlara Yönetim Kurulu adına bir kere daha teşekkür ederim.  

Ayrıca, Cemi takip eden Pazartesi ve Salı günü Kültür Merkezi lokalinde muhabbet akşamları düzenlendi; sıcak, samimi bir ortamda sohbetler yapıldı.  


 ALEVİLİKTE CEM ve ANLAMI

Bu vesile ile Alevilikte Cem olgusunu aklımın erdiği, dilimin döndüğü ölçüde anlatmakta fayda var sanırım.

Cem 2010Kelime anlamıyla toplanmak, bir araya gelmek, birlik olmak anlamına gelen 'Cem' bir ibadetten de öte bir okul, bir sınav, bir halk mahkemesi olarak da görülebilir. Hayatın her anını ibadet olarak gören Alevilik inancında Cemde bir yerde insanların görevlerini ne kadar yerine getirdiğinin de değerlendirmesi yapılır. Kadın-erkek, yaşlı-genç, zengin-fakir ayrımı yapılmaksızın herkes ceme katılabilir. Dedenin yönetiminde ve bağlama eşliğinde ciddi bir sohbet ortamı içinde ibadet yapılır. Toplumsal ilişkileri sağlamlaştırmak, kin ve düşmanlığı ortadan kaldırmak, ceme katılanları barışa kardeşliğe yöneltmek için yüz yüze, cemal cemale oturulur. Duvara değil cemale, 'Didar-ı pak' olarak ifade edilen temiz insan yüzüne bakmak, varlıkların en kutsalı kabul edilen insanları ve bu vasıta ile kendini tanımak, yaradılışın ve hayatın anlamını kavramak insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturur. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hakk ademdedir" fikrinden hareketle insanı ve insan sevgisini inancın esası haline getirmişlerdir. Akıllarda kalması için gönül temizliği, saygı, gerçekler ışığında uyanma, ortak ve eşit paylaşım, düzen gibi Alevilikteki en önemli unsurlar 12 hizmet sahipleri tarfından sembolik olarak büyük bir titizlik içinde yerine getirilir. Bu işlevlerin çoğunda mümkün olduğunca ceme katılan canlarında katılımı sağlanır.

Alevi inancının ve yaşamının minyatür bir örneğidir Cem. Çünkü her Alevi, insan hayatının kutsallığına bağlı kalarak yaşamakla sorumludur. Kimseyi sömürmeden, kimseye hiçbir şekilde zarar vermeden, yüksek ahlaki değerlere uygun olarak yaşamak durumundadır. Cem bir anlamda bunun kontrol mekanizmasıdır. Son derece demokrat bir ortamda kişisel ve toplumsal problemlere çözümler bulunmaya çalışılır. Cemi bağlayacak, yönetecek Dede bile orada bulunan insanların rızalığı, onayı olmadan Cemi yürütemez. Cemin daha başında Dede insanlardan kendisinin Cemi yönetmesine itirazı olan olup olmadığını sormak zorundadır. Daha sonra Ceme katılan insanlardan birbiri ile dargın, küskün, problemli olanların sorunlarını insanların huzurunda dile getirmeleri istenir. Dedenin o makama oturmasını onaylayan insanlar problemler konusunda Dedenin vereceği karara da uymak zorundadır. Bu durum Cemin aynı zamanda bir hukuk sistemi olduğunun kanıtıdır. Aleviliğin ve Cem erkanının düzenli olarak yaşandığı yerlerde sorunların devlet makamlarına gitmeden çözülebilmesinin sebebi bu halk mahkemeleridir. Yapılan herhangi bir hatanın diğer dinlerin çoğunda olduğu gibi ölümden sonra yapılacak yargılamaya bırakılmadan, hayatta iken telafi edilmesi gerektiğine inanılır. Af veya rıza, Haktan önce gönlü kırılmış veya hakkı çiğnenmiş canlardan, insanlardan dilenir. Vicdan her Alevi için en büyük mahkeme olarak kabul edilir. Herhangi bir sebepten aralarında  anlaşmazlık bulunanların anlaşmaları sağlanır. Cemin yapılabilmesi için bu şarttır. Çünkü Cem bir sevgi ortamıdır. Kişisel ve toplumsal barış sağlanmadan, temeli insan sevgisi olan bir ibadetin göstermelik olarak yapılmasının anlamı yoktur. Kolaylıkla çözülemeyecek cinayet, namus, yuva yıkma gibi toplumsal yapıyı bozacak büyük suçlara verilen ceza 'düşkünlük' denilen toplumdan uzaklaştırma cezasıdır. Düşkün durumunda olan kişi ile Dedenin belirlediği sürece toplum tüm ilişkilerini keser, cezalı kişi hiçbir Ceme katılamaz.    

 

Cem 2010

 

İşin ibadet olarak görülebilecek kısmına ancak insanların Dededen ve birbirlerinden rızalığı alınarak geçilebilir. Bu yapıldıktan sonra 12 hizmetli Cemi başlatmak üzere sırayla ortaya gelir.Meydan kötülüklerden arındırılır, gönül abdesti alınır, dede eğer varsa nasihatlarını ve şikayetlerini topluma açıklar, deyişler okunur, semahlar dönülür, canların getirdiği lokmalar, eşit olarak paylaştırılıp herkesin rızası alındıktan ve bu Dede tarafından onaylandıktan sonra yenir. Tüm hizmetler yerine getirildikten sonra gülbengler okunur, cem Dede tarafından mühürlenir yani bitirilir. Bu aşamadan sonra isteyen oradan ayrılır, isteyen yapılacak sohbetler için kalır. Gerçekleşmesi umut edilen, ceme katılan canların toplumsal problemlerini halletmiş, kendi değerlerinin, çevresindekilerin kutsallığının, hayatın manasının farkına varmış olarak huzur içinde evlerine dönmesidir.

 Özetle Cemde yapılan 12 hizmet ve görevleri şöyledir: 

Dede (Sercem) : Cemi yönetir
Rehber : Görgüsü yapılanlara ve Ceme katılanlara yardımcı olur
Gözcü : Cemde düzeni ve sükuneti sağlar
Süpürgeci : Meydanı kirden, kötülükten temizler, gerekirse rehbere yardımcı olur
Çerağcı (Delilci) : Çerağın yakılarak meydanın aydınlatılmasını sağlar
Zakir : Saz eşliğinde deyiş, Duaz-i İmam ve miraçlama okur
Sakacı (Saki) : Sakka ve el suyu dağıtır
Lokmacı(Sofracı) : Kurban ve yemek işlerine bakar
Pervane (Semahçı) : Semah döner
Peyik (Haberci) : Topluma Cemi haber verir
İznikci : Cemevinin temizliğinden ve düzeninden sorumludur
Bekçi : Ceme katılanların evlerinin güvenliğini sağlar

Cem 2010 

Çoğu insan tarafından unutulmuşsa da Alevi-Bektaşi inancında hedef Rıza şehrini oluşturmaktır. Amaç, paranın, maddi menfaatin söz konusu olmadığı, herkesin gücü, yeteneği ölçüsünde katkı sunduğu, ihtiyacı oranında üretilenden pay aldığı, herkesin birbirine saygı duyduğu bir toplum, bir dünya oluşturmaktır. Günümüzde bunlar her ne kadar masal gibi görünse de o anlayışa uygun olarak yaşamak, dünyaya o gözle bakmak, toplumsal ilişkilerde bu değerleri her zaman göz önünde tutmak herkesin yapabileceği, daha doğrusu yapması gereken şeylerdir.

 

Güç birliği yapılır, temiz bir toplum yaratılabilirse, toplumun refahının, mutluluğunun, düzeninin çok daha insanca olabileceğinin ispatıdır Cem. Baştada söylediğim gibi Cem herşeyden önce bir olmak, birlik olmak, kuru kalabalik değil tam anlamıyla toplum olmaktır. Bunu başarabildiğimiz her gün Cem'dir. Aksi takdirde yılda bir kere bir araya gelerek Cem olduğunu sanmak  sadece kendini kandırmaktır.

Her günü Cem sıcaklığında, kardeşçe, paylaşımcı, herkesin doyduğu, mutlu, huzurlu bir dünyaya kavuşma dileklerimle,

İrfan Gürel
Kanada Alevi Kültür Merkezi
Yönetim Kurulu Başkanı